TURKISCH Türk

Welcome Wilkommen Bienvenu Bem-vindo Benvenuto

Bienvenido Velkommen Välkommen Σας καλωσορίζω

Приветствую вас Size Hoş Geldiniz קבל אותך / أهلا بكم

আপনাকে স্বাগত জানাই। Добре дошли Toivottaa teidät tervetulleeksi

 

आप का स्वागत करते हैं। Üdvözöljük Önöket を歓迎します

Bun venit Pozdravljaju vas 당신을 환영할 것이다.

 

İndigo Çocuk, Kristal Çocuk

 

İndigo Çocuk, Kristal Çocuk(Siz hangisisiniz?) KRİSTAL ÇOCUKLAR Devre sonu dediğimiz şu zamanda çok farklı, çok güzel ve çok özel çocuklarla karşı karşıyayız. Bu çocukların devre sonunda çok özel rolleri var. Bizler bu çocukların bir bölümüne İndigo çocuklar ve son yıllarda doğan diğer çocuklara da ki onların rolleri de çok farklıdır kristal çocuklar diyoruz. Önce kısaca İndigo çocuklardan bahsedelim, İndigo ne demek, bu çocukların özellikleri nelerdir ve bu çocukların dünyamız için, gezegenimiz için rolleri nelerdir? Yeni çağ dediğimiz ve dünya beşeri için yeni bir tekamül düzeyinin arifesinde olduğumuz şu günlerde, her şeydeki hızlı değişime paralel olarak, yeni doğan çocuklarda da değişiklikler var. 80'li yılların başlarından beri, belirgin niteliklere sahip çocuklar dünyaya gelmeye başladılar. İndigo çocuk, bir dizi yeni ve olağandışı psikolojik nitelik sergileyen ve genelde daha önce belgelenmemiş bir davranış biçimi gösteren çocuktur. Bu yeni kalıpları görmezden gelmek potansiyel olarak bu değerli çocuklarda dengesizlik ve düş kırıklığı yaratmak demektir. İndigo çocukların en belirgin özellikleri şunlardır;

1-Onlar dünyaya bir asalet duygusuyla gelirler ve öyle davranırlar.

2- Burada olmayı hak ettiklerini hisseder ve başkalarının bu hissi paylaşmadıklarını görünce çok şaşırırlar.

3- Kendi değerlerini bilmek onlar için bir sorun değildir.

4-Mutlak otorite karşısında zorluk yaşarlar.

5-Belli şeyleri kesinlikle yapmazlar Örneğin kuyruğa girmek gibi.

6- Ritüel, yönelimli ve yaratıcılık gerektirmeyen sistemler karşısında düş kırıklığı yaşarlar.

7-Herhangi bir sisteme uyum sağlamazlar ve sistem yıkıcılar gibi görünürler.

8-Kendi türleriyle birlikte olmadıklarında anti-sosyal görünürler.

9-Suçluluk duygusu verilerek disipline edilemezler.

10-İhtiyaçlarını bildirmekten çekinmezler. İndigo çocuklar şu anda aşağı yukarı yedi ile yirmi beş yaşları arasında bulunuyorlar. Kristal çocuklar ile bazı ortak özellikleri paylaşmaktadırlar Her iki kuşakta son derece duyarlı ve psişiktir ve önemli yaşam amaçlarına sahiptirler. Aradaki esas fark onların mizaçları, zihinsel ve duygusal yapılarıdır. Kristal çocuklardan önce gelen İndigo çocuklar, Kristal çocukların gelebilmeleri için yolu açmışlardır. Kristaller İndigo’ların çığır açışından yararlanan kuşaktır. İndigo’lar önden giderek, dürüstlükten yoksun her şeyi temizleyip yol açmaktadırlar. Sonra kristal çocuklar bu temizlenmiş yolu izleyerek daha güvenli bir dünyaya doğru ilerlemektedirler. İndigo çocuklardan sonra, devre sonunda doğmakta olan Kristal çocukların da çok farklı özellikleri ve yüksek görevleri vardır. Kristal çocuklarda fark edeceğiniz ilk şey; onların gözleridir; bunlar iri, nüfuz edici ve yaşlarının ötesinde bir bilgelikle size bakan gözlerdir. Onlar gözlerini sizin gözlerinize hipnotik bir biçimde kenetler ve o sırada ruhunuzu tüm çıplaklığıyla görürler. Dünyamızda hızla çoğalan bu özel ve yeni çocuklar mutlu, sevinç verici ve bağışlayıcıdırlar. Aşağı yukarı sıfır-yedi yaş arasındadırlar. İndigo’ların tersine, Kristal çocuklar çok mutlu ve sakin yaradılışlıdırlar. Kuşkusuz onlar da öfkeyle bağırıp çağırıp tepinebilirler ama büyük ölçüde bağışlayıcıdırlar. Kristal çocuklar, bir kuvars kristalinin prizma etkisi gibi, pastel tonlarda, güzel, çok renkli, hareli auralara sahiptirler. Bu kuşak ayrıca kristallere ve kayalara karşı büyük bir ilgi duyar. Kristal çocuklar ismi bu nedenle ortaya çıkmıştır. Kristal çocukların özellikleri şunlardır;

1-Çoğunlukla 1995'te ve o yıldan sonra doğmuşlardır.

2- Yoğun, uzun ve dikkatli bakan iri gözleri vardır.

3- Mıknatıs gibi çeken manyetik kişiliklere sahiptirler.

4- Son derece sevecendirler.

5-Çoklukla geç konuşmaya başlarlar.

6-Müzik yönelimlidirler ve konuşmaya başlamadan önce, şarkı söylemeye başlayabilirler.

7-İletişim kurmak için telepatiyi ve kendi yarattıkları işaret dilini kullanırlar.

8- Onlara yanlışlıkla, otizm ya da Asperger sendromu tanısı koyulabilir.

9- Sakin, tatlı ve şefkatlidirler.

10-Başkalarını bağışlayıcıdırlar.

11-Son derece duyarlı ve empatiktirler.

12-Doğaya ve hayvanlara çok bağlılık duyarlar.

13- Şifacılık yetenekleri sergilerler.

14- Kristaller ve kayalar ile çok ilgilenirler.

15- Sık sık meleklerden, rehber ruhlardan ve geçmiş yaşam anılarından söz ederler

16- Son derece sanatçı ve yaratıcıdırlar.

17- Vejetaryen yemeklerini ve meyve sularını etli yiyeceklere ve yemeklere yeğlerler.

18-Şaşırtıcı bir denge duygusuna sahip, korkusuz araştırıcılar ve tırmanıcılar olabilirler. 1995 yılı birçok insanın kemirici bir huzursuzluk duyduğu bir yıldı. O yıl birçok birey çok derin ruhsal deneyimler geçirdi. Kristal çocukların o tarihte gelmeye başlamaları tesadüf değildir. Onlar, yetişkinlerin en sonunda çocukların daha yüksek titreşimleri ve daha saf yaşam biçimleri için hazır olduklarını biliyorlardı. İlk gelen kristaller, 1995'in yüksek düzeyli bebeklerin kitlesel gelişi için uygun olacağı sinyalini vermiş olanlardı. Doğan kristallerin sayısı artmayı sürdürmektedir ve her yılın yeni doğan kristal çocukları; giderek artan derinlikte, ruhsal yetenekleri gözler önüne sermektedirler ve daha da sereceklerdir. Kristal çocukların bu yetenekleri çoğu zaman bilimsel olarak açıklanamadığından maalesef bu çocuklara Otistik tanısı konmaktadır. Oysa ki, Otizmin tanısal kriterleri çok açıktır; otistik kişi öteki insanlardan kopuk bir halde, kendi dünyasında yaşar. Otistik kişi, başkalarıyla iletişim kurmaya ilgi duymadığı için konuşmaz. Kristal çocuklar ise bunun tam tersidir; onlar geçmiş tüm kuşaklar arasında insanlara en bağlı, konuşkan, ilgili ve sokulgan olanlarıdır. Onlar ayrıca felsefidirler ve ruhsal olarak yeteneklidirler, görülmemiş bir sevecenlik ve duyarlılık düzeyi sergilerler. Eğer biz bu çocuklara hastalık damgasını vurarak ve ilaçlarla uyuşturarak bize boyun eğmeye zorlarsak, semavi alem tarafından gönderilen bir armağanı zayıf düşürmüş oluruz ve daha kök salmadan bir uygarlığı yıkmış oluruz. Allah'tan bize kristal çocukları gönderen aynı semavi alem, bu çocukları savunanlara ve destekleyenlere yardım etmektedirler. Kristal çocuklarla ilgili her şey, daha onların döllenmelerinden itibaren olağanüstü şekilde gelişmeye başlar. Doğdukları andan itibaren gözlerinde çok güçlü ve bilen bir bakış vardır ve her zaman her durumda sakin ve güvenli davranırlar. Bu anlamlı ve yoğun gözler, Kristal çocukların yaşamda geç konuşmaya başlamalarının nedenlerinden biridir, çünkü onlar sadece gözleriyle bir çok şeyi ifade edebilirler. Gözleri, yetişkinler üzerinde sahip oldukları hipnotize edici gücün bir parçasıdır. Kristal çocuklar insanların dış görünüşlerinin ötesini görür... Onlar içsel, ruhsal ışığı görürler ve her şeyi içlerine alırken gözleri huşuyla açılır. Onların gözleri derin ruhsal anlayışlarını yansıtıyor. Bunlar meleklerin gözleri gibi sevecen, sabırlı ve şefkatli gözlerdir. Kristallerden yayılan sevgi karşı konulmazdır. Normal olarak çocuklardan kaçınan insanlar bile kristal çocukların sıcak kişiliklerine, karşı konulmaz bir çekim hissederler. Sadece kristal çocukların değil, onların anne ve babalarının da ruhsal olarak son derece duyarlı oldukları görülür. Çünkü bu çocukların ruhları, aşikar bir biçimde, onları ruhen besleyici bir ortamda yetiştirebilecek ana-babaları seçiyorlar. Kuşkusuz, ruhsal farkındalıktan yoksun ana-babalardan doğan çocuklar da var. Böyle durumlarda onların yakın aile çevrelerinden, büyükanne, dede, teyze, amca gibi, bu çocukların ruhsal bilgilerini ve yeteneklerini koruyup geliştirmelerine yardımcı olan son derece gelişkin insanların yardımlarıyla büyürler. Kristal çocuklar doğuştan psişiktirler: Bebekken, melekleri ve hami varlıkları net bir biçimde görebilirler, insanların zihinlerini derin bir biçimde okuyabilirler ve bizlerin vizyonlarını görerek, bize güvenip güvenmeme konusunda kararlarını verirler. Telepati, kristal çocukların dünyayı yalandan, aldatmacadan kurtarmalarını sağlayacak bir yetenekleridir. Bu çocuklar büyüdüklerinde bir politikacının ya da satıcının onları aldatıp aldatmadığını kesin olarak bileceklerdir ve bu dünyanın insanlarını dürüstçe yaşamaya zorlayacaklar. Bazen kristal çocuklar transa girer ve bu sırada anne babalarını duymaz görünürler. Bu hal onlarda özellikle dışarıda, doğada olduklarında meydana gelir. Bu transa girme halinden dolayı da bu çocuklara otizm tanısı koyulabilmektedir. Bu yanlış bir tanıdır, çünkü bu anlarda, bu çocuklar dünyadan, sürekli değil, sadece geçici olarak, kısa bir süre için kopmaktadırlar. Kristal çocuklar gezegenin ortak enerjisinden çok fazla etkilenirler. İnsan kitleleri korktuklarında ya da dünyayı değiştirecek bir olay meydana gelirken, onların moralleri bozulabilir ya da aşırı heyecanlanabilirler. Çünkü onlar başkalarının duygularını, kendi duygularıymış gibi hissediyorlar, onların burada bulunuş nedenlerinden biri de huzur ve barış koruyucuları olmalarıdır. Birisi huzur içinde olmadığında, bunu hissederler. Kristal çocuklar sadece duygusal olarak değil, aynı zamanda fiziksel olarak da duyarlıdırlar. Yüksek sesli gürültüye, kalabalığa, ısı derecesine, dağınıklığa ve düzensizliğe, karışık ortamlara, yapay ve kimyasal maddelere karşı son derece duyarlıdırlar. Kristal çocuklar doğuştan şifacıdırlar. Kalplerinde o kadar çok sevgi taşırlar ki, sadece mevcudiyetleri bile şifa verici bir etki yapar. Çok küçük kristal çocuklar bile enerjiyi derin şifalar verecek şekilde elleriyle, düşünceleriyle hatta kristallerle yönlendirmeyi iç güdüsel olarak bilirler. Kristal çocuklar şifacılık yeteneklerine olağanüstü bir iman besliyor ve hiç kuşkusuz, onların çok etkili şifacılar olmalarının bir nedeni de budur. Bu çocuklar sadece fiziksel bedenleri değil, insanların kalplerini de şifalandırıyorlar ve insanlara şunları sağlıyorlar: Duygusal şifa, teselli, şefkat ve öğüt vermek. İşte bu sevgileri sunmak kristal çocukların ortak misyonudur. Onlar bize sevgiyi alıp, kabul etmeyi öğretiyorlar. Kayaların, çiçeklerin arasında ve su kenarında oynamayı tercih ederler. Hayvanlar üzerinde hipnotik bir etki yaparlar. Hayvanlar bu çocukların masumiyetini hisseder, bu yüzden birbirleriyle sevgi-dalga boyunda iletişim kurup birbirlerini anlarlar. Hayvanlarla dost olmaya ek olarak, doğaya yönelik çok derin empatileri vardır. Hayvanların, böceklerin ve bitkilerin duygularını ve duyumlarını hissederler ve onlarla iletişim kurarlar. Bu çocuklar ileride bize doğanın gizemini ve her şeyin canlı olduğunu öğretecek ve onları fark etmemizi sağlayacaklardır. Bizler; bu olağanüstü ve özel çocukların yetişkin koruyucuları olarak onlara dünyasal yaşamı öğretmeliyiz. Bu onların, psişik olarak açık kalmalarına yardım eder, onlara düşük enerjileri temizlemeyi öğretmeli ve onları bilgiyle güçlendirmeyi amaç edinmeliyiz. Bizler bu çocuklara, bu güzel çiçek tomurcuklarına iyi bakıp, onların açılıp, serpilmelerine yardımcı olmalıyız. Çünkü onlar bu dünyada çok özel nedenlerle bulunuyor.

 

 

 

 

 

İndigo Çocuk Tipleri

1.Olağan üstü bir enerjiye sahiptirler

2. Herkesi hayrete düşüren bir konuşma yetenekleri vardır ( büyümüşte küçülmüş gibi)

3. Çok zekidirler lQ ve EQ leri yüksektir. Ancak ben zihinsel özürlü çocuklar içerisinde de insanı şaşırtan özellikleri EQ leri yüksek çocuklarda gördüm.

4. Son derece sevimli ve insanın ilk görüşte ilgisini çeken bir enerjileri vardır.

5. Sezgisel davranışları çok yüksektir

6. Güzel sanatlara ilgileri çok fazladır

7. Otorite ile kesin problemleri vardır ve kendi üzerlerinde bir otorite tanımazlar, bir kıral veya kıraliçe gibi davranırlar.

8. Okul sorunlu olanlar azımsanmayacak kadar fazladır

9. Son derece inatçıdırlar, katı kuralları reddederler

10. Bir çocuktan beklenmeyecek kadar cesurdurlar

11. Çok acelecidirler. Kuyruklarda beklemek onları fevkalade sıkar

12. Yaşlılar gibi derin derin bir düşünme tarzları vardır. Kendilerine çocuk muamelesi yapılmasından hoşlanmazlar

13. Belirlenmiş ve çok tekrar gerektiren ödevleri yapmakta sıkılırlar ( şu tümceyi üç sayfa yaz gibi)

14. Evde ve okulda yeri gelen bir konuya büyüklerin yada öğretmenin izni olmadan pat diye girebilirler

15. Genellikle yumuşak bir tavır sergilerler, küskünlükleri de çok çabuk geçer. Bu nedenle onlara verilecek en önemli ceza onlarla küskün durmaktır

16. Kendilerini anlamayana aptal muamelesi yaparlar

17. İş birliği ve yardımlaşmayı çok severler, "şunu getir" "bunu getir" gibi emirler vermektense "bana yardım edersen çok sevinirim" derseniz, onların hem yardımınıza koştuklarını hemde çok mutlu olduklarını göreceksiniz

18.Deney gerektiren işleri yapmaktan çok zevk alırlar

19Olayların nedenini bilmekte ısrarcıdırlar, mantıksız buldukları örf adet ve yasalara uymayı ret ederler 20

20Tepeden inme baskıcı sözlere çok kızarlar.( Tanrı seni taş yapar, ya da Baban gelince görürsün gibi)

21. Lüks'e fazla düşkün değillerdir.

22. Cinsel konulara ilgileri çoktur

23. Psişik ya da spritüel konularda yetenekli olabilirler (durugörü, duruişiti v.s)

24. Büyük şahsiyetlerden yada spritüel kişilerden bahsedildiğinde saygı ile dinlerler (Atatürk,Mevlana,Yunus gibi)

25. Tanrı ile, var oluşla ilgili çok sık soru sorarlar

26. İçlerinde özellikle küçük yaşlarda vizyon gördüklerinden söz edebilirler, ancak büyüklerin onların bu yanına yeterince ilgi göstermemeleri nedeni ile büyüdükçe bu yeteneklerini kayıp edebilirler

27. Bazıları çok hızlı ve esprili konuştuğu gibi, bazılarıda çok yavaş ve az konuşmayı tercih ederler

28. Bazıları cesurca büyük sorumluluklar almaktan çekinmezler, içten inandıkları konularda esnek davranırlar

29. Okulda yada evde öğretmenden veya büyüklerinden daha iyi bir metod ile probleme çözüm getirebilirler

30. Diğer kişilere karşı empatileri yüksektir

31. Yalanci, içten pazarlıklı olanlara karşı hem itimatsızlık gösterir, hemde onları alaya alırlar

32. Onlar genelde çok merhametlidir. Düşkünlere, yoksullara, yaşlılara, çocuklara yardım etmekten büyük zevk alırlar, hatta hayatları pahasına korurlar

33 Aralarında az da olsa zihin özürlülerde olabilir.Ancak onları EQ lerinin yüksekliğinden tanıyabilirsiniz.

34. En geri zekalıları bile o müthiş yetenekleri ile alaya alındıklarında sizi rezil edebilirler

35. Genellikle bir işe başlamakta güçlük çekerler, sevdikleri işi ve zamanını bulduklarında ise üç işi birden yapabilirler ( örnek; aynı anda zihinden matematik yaparken Tv.deki çizgi filmi izleyebilirler..)

İndigo Tipleri:

1. İnsancıl olanlar

2. Kavramcı olanlar

3. Sanatçı olanlar

4. Boyutlar arası olanlar İnsancıl olanlar: İndigoların içerisinde en çok görülenlerdir. Kitlelere en çok hizmet verecek olan tipler de bunlardır. Onlar, yarının doktorları, öğretmenleri, siyasetçileri, avukatları ve işadamlarıdırlar. Onları tanımak diğerlerine göre çok daha kolaydır. Yeni bir topluluğa girdikleri zaman, oradaki her şahsı sanki daha önceden tanıyorlarmış gibi samimi bir hava içerisinde hiç yabancılık çekmeden herkesle kısa sürede ahbaplık kurarlar. Yani oldukça sosyaldirler, sevecendirler, dost canlısıdırlar, çok güçlü fikirlere sahiptirler. Psikolojik yönden telaşlı ve acelecidirler. Aceleci oldukları için de sık sık sakarlıkları görülebilir. Açık bir değimle frene basmayı unutup duvara çarpan tiplerdir. Küçük olanlar anne ve babalarından çok oyuncak isterler, sonra da içinden en basitini seçip onunla oynarlar. Son derecede dağınıktırlar, çünkü onların düşünce dünyalarında yapılacak çok işleri vardır. Odalarını toplamaya gönderirseniz, bunu defalarca söylemeniz gerekebilir. Örneğin "Bu kitabı rafa koyar mısın?" derseniz, o, kitabı eline alır, karıştırmaya başlar, o anda aklına başka bir fikir gelir ve kitabı masanın üstüne bırakır ve aklına gelene koşar. İçlerinde kitap kurdu olanlar da az değildir. Bazıları da kitabın başlıklarına bir göz atar, size kitabın ne demek istediğini özetleyiverir. Kavramcı olanlar: Bu gruptakiler insanlardan çok projelerle ilgilenirler. Onlar yarının mühendisleri, mimarları, tasarımcıları, pilot ve astronotlarıdırlar. Onların insancıl olanlardan farkı sakarlıklarının olmamasıdır. İşlerini bir düzene, bir hesaba, bir kurala göre yaparlar. Fiziksel olarak da atletik bir yapıya sahiptirler. Kız çocukları annelerini, erkek olanları da babalarını yönlendirmeye çalışırlar. Bu grubun bir özelliği de, insancılların aksine kendilerini ifade etmekte güçlük çekmeleridir. O nedenle, erken yaşta sigara, alkol ya da uyuşturucu gibi bağımlık yaratan maddeleri kullanmaya yönelebilirler. Eğer annelerine "Benden habersiz odama girme!" diyorsa, mutlaka sakladığı bir bağımlılık maddesi vardır. Bu durumda ana- babaların sezdirmeden kontrolü arttırmaları ve dikkat etmeleri gerekir. Sanatçı İndigolar: Sanatçı indigolar diğerlerinden çok daha duyarlı olup, duygusal bir yapıya sahiptirler. Onlar daha çok yaratıcılıkla, sanatla ilgilenirler. Örneğin, onları karanlık bir odaya kapatırsanız orada sessizliğin, yalnızlığın ve karanlığın ne işe yaradığını düşünecekler, işin sanatsal bir yönünü mutlaka bulmaya çalışacaklardır. Meslek olarak kendilerine ya güzel sanatlardan birini seçecekler, ya da öğretmenlik gibi sanatsal yönü olan bir mesleği tercih edeceklerdir. Neticede hedefleri iyi bir entelektüel olabilmektir. Eğer tıp dalına girerlerse daha çok cerrahi, ya da biyokimya bölümünü seçeceklerdir. Çünkü orada araştırıcılık, sanat ve öğretmenlik bir aradadır. Pekçokları, bir sanat dalına girdiklerinde yaratıcının da yaratıcısı olacaklardır. Örneğin müzik bölümüne girmişse, her türlü enstrümanı çalmayı deneyecektir. Ne zaman hangisini çalacağına, en sonunda karar verirler. Onun için onlara bir enstrüman alınmasını değil enstrümanın kiralanmasını tavsiye ederim. Sanatçı indigolar arasında hiç bale eğitimi almadığı , hiç bale seyretmediği halde bale çalışması yapan ya da bindiği bir otobüsün yolcularını gülmekten kırıp geçiren 1.5 - 2 yaşında komedyen yönü kuvvetli indigolar gördüm. Boyutlararası İndigolar: Dördüncü tip indigolar boyutlararası indigolardır. Literatür onların diğerlerine göre daha iri bir yapıya sahip olduklarını yazsa da, ben öyle bir ayırım görmedim. Belliki bu, Türk ırkının bir özelliğindendir. Onlar, daha 1 - 2 yaşındayken bile bir konu görüşülürken söze "Ben zaten bunu biliyordum" diye girebilirler. Onlar gerçekten de çok şey biliyorlar. Daha 2 - 3 yaşındayken bile "Sen bunu yanlış biliyorsun, benimki doğru, seninki yanlış" diyebilirler. Ve sonunda onların haklı olduğunu görürsünüz. Gerçekten onlar dünyaya çok bilerek geldiler. Sokrates gibidirler. Sakindirler. Karşısındaki ana, baba ya da öğretmeni soru, bilgi ve eleştirileriyle şaşkına çevirebilirler. Biliyorsunuz ki Sokrates de, her bilginin insanın içinde olduğunu söyleyen bir filozoftu. Boyutlar arası indigolar dünyaya yeni felsefe ve dinlerin birliğini getirecek olanlardır. Üstlerine çok varılırsa zorbalık da yapabilirler. Çünkü hiçbir korkuları yoktur. Dört yaşındaki bir indigoya "Korku nedir?" diye sorulduğunda "Evet, ben kendime inanıyorum" yanıtını vermiştir. Yani korkunun nedeninin bilgisizlik olduğunu biliyorlar. Karşılaştığım 29 yaşındaki mühendis bir indigonun "Benim hiçbir kitap okumaya gereksinmem yok. Her şey burada" diyerek başını gösterdiğini anımsıyorum. Gerçekten de kendisini yakından tanıdığım zaman çok şey bildiğini anladım. Bizlere düşen ise, onları tanımak, onlara inanmak ve gereken değeri vererek onlara sahip çıkmaktır

 

Kaynak: http://www.estanbul.com/indigo-cocuk-kristal-cocuk-siz-hangisisiniz-14906.html#.UtgvFtJDv4g

 

 

Bu çocuklar alışılmışın dışında zekiler, öz güvenleri fazlasıyla yüksek, otoriteye karşı çıkıyorlar, çok canlı ve hareketli olmalarının yanında onların sezgileri de oldukça güçlü. Onlar indigo çcuklar ve dünyaya yeni düzen kurmaya geliyorlar.

 

Özellikle bu tip çocukları olan ailelerin de dahil olduğu bazı kişiler bu çocukların düzeni değiştirmeye gelen üstün özelliklere sahip çocuklar olduğuna inanıyor.

Otistik bozukluk, hiperaktivite, dikkat eksikliği ya da dürtü kontrol sorunları yaşayan kimi çocukların aileleri çocuklarında bu sorunların varlığını kabul etmektense olağandışı bir çocuk sahibi olmayı daha kabul edilebilir buluyor.

Böyle düşünen aileler, var olan patolojinin tedavisi üzerine gitmek istemiyor. Çocuk ve Ergen Psikiyatrı Dr. Nüket İşiten “İndigo çocuk” tanımının çocuklarında davranış sorunları gösteren bir psikiyatrik hastalığı kabullenmekte zorluk çeken ailelerin sığındığı bir tanımlama olarak ortaya çıktığını belirtiyor. Psikiyatr Dr. Nüket İşiten’e indigo çocukların ve ailelerinin içinde bulunduğu durumu soruyoruz.

 

ÇOCUKLARDA ZEKA GELİŞİMİ İÇİN TIKLAYIN…

 

İndigo çocuk tanımı ile anlatılmak istenen nedir?

Spiritüel inanışlara göre bunlar düzeni değiştirmeye gelen, üstün özellikleri olan, asil görünümlü, özgüvenleri yüksek, otoriteyle disipline edilemeyen ve sisteme başkaldıran çocuklar.

 

İNDİGO ÇOCUKLARIN ÖZELLİKLERİ

Ancak bir çocuk karşı gelme özellikleri gösteriyorsa, çocukta biraz da inatçılık ve tutturma takıntıları varsa ebeveyni başta kural koyma olmak üzere çocukla ilgili bazı konularda zorlanır. Bu durumda doktor, psikiyatri ve rehberlik servisi gibi aklına gelen her çözümü dener. Uzun uzun randevu günleri ve tetkikler için beklediği halde kendini iyi hissettirecek bir uygula-bitsin yöntemi bulamaz. Uzmanlar onun yerine günler, aylar belki yıllarca devam edecek olan ilaç ve psikoterapi yöntemleri önerir. Üstelik aynı uzmanlar hem ailede hem de çocukta bir sürü olumsuzluk saptar. Bu ve benzeri eleştirileri kabullenmek ve zahmetli tedavi süreçlerine uyum sağlamak hiç kolay değil tabii.

 

ÇOCUKLARDA DAVRANIŞ BOZUKLUKLARIYLA İLGİLİ DETAYLI BİLGİ İÇİN TIKLAYIN…

Tanıyı kabul edemeyen ebeveynler kendi içlerinde düşünmeye başlarlar: ‘Ne yani şimdi bütün bildiklerim ve yaptıklarım yanlış mıydı? Verdikleri ilaçların ne kadar da çok yan etkisi var! Üstelik sadece çocuğum değil bizim de yapmak zorunda olduğumuz şeyler varmış. Öğretmen de gerek yok demişti. Kullanmazsak ne olur? İşin yoksa şimdi günlerce, aylarca o merkeze git gel. Ne kadar tüketici bir süreç… Hem zaten kesin düzelecek diye garanti de vermediler.’ gibi…

Neden ebeveynler çocuktaki sorunları görmezden gelerek basit bir tanımla “indigo çocuk” demeyi tercih ediyor?

İndigo çocuğunuzun olduğunu kabul etmek sizi birçok sıkıntıdan kurtarır. Onun karşıt olma durumunu ya da ani ve kuralsız davranışlarını sorunlu davranış olarak betimleyip mücadele etmek zor bir süreçtir. Onun yerine böyle bir çocuğu özgüveni yüksek, otoriteyle disipline edilemeyen, sisteme başkaldıran özel bir çocuk olarak kabullenmek daha kolaydır. Doktorların “hiperaktif” ya da “dislektik” olarak tanımladığı bir durumu; “özel çocuk” olarak benimsemek daha tercih edilir bir yönelimdir.

 

 

 

İNDİGO NASIL ANLAŞILIR

Bu terim ne zamandan beri kullanılıyor?

İndigo çocukların 1970’li yılların sonlarında doğmaya başladıkları iddia ediliyor. Bu durumda ilk “indigolar” yetişkin yaşlarda olmalı. Keşke bu bireylerin yaşam süreçleri ile ilgili geriye dönük izlem araştırmaları yapılmış olsa ve elimizde tedavi edilememiş olmanın onların yaşamlarını nasıl şekillendirdiğini tespit edecek, olumlu ve olumsuz yanlarını gösterecek veriler olsa.

 

EĞER DİKKAT EKSİKLİĞİ OLAN ÇOCUKLARINI BİR KISMI İÇİN BU TERİM KULLANILIYORSA…

Aslında tedavi edilmeyen dikkat eksikliği-hiperaktivite bozukluğu (DEHB) ile ilgili verilere bakmak bize fikir verebilir. Önceki yıllarda DEHB olan bireylerin var olan zihinsel kapasitelerinin gereği olan bir eğitim başarısı gösteremedikleri; bir yandan da “istesem de arkadaşım X kadar başarılı olamam” düşüncesi ile sistemik eğitimden uzaklaştıkları saptanmış.

Tedavi edilmeyen çocuğun okuldan uzaklaşmasını izlemek hangi ebeveyn için kolay olur ki?

Anne babanın çocuğu ile ilgili gelecekten beklentileri ve duygusal yatırımları var. Bunlar kumdan kaleler gibi gözlerinin önünde yıkılıp gider. Bunun izleyicisi olmak tahammül edilebilir bir durum değildir. Böyle bir durumda onun hastalıklı olmasını kabullenmek yerine dünya yeni bir düzen getirebilecek “özel” bir insan olduğunu ve bu nedenle sisteme uyum sağlayamadığını düşünmek daha rahatlatıcıdır.

Aileler neden çocuklarında herhangi bir psikolojik sorun olabileceği düşüncesini kabul etmezler?

Eğer çocuğun söz konusu durumuna zihinsel yetersizlikler de eşlik ediyorsa patolojik durumu kabullenmek daha olasıdır. Ancak mental kapasitesi yüksek olup bir yere kadar var olan sorunları bu yönleri ile kapatabilen çocuklarda ailelerin ruhsal bir bozuklukla çocuklarını eşleştirmeleri kolay olmuyor. O zaman da aile -denize düşen yılana sarılır- misali “başka ne olabilir?” arayışlarına giriyor.

 

Ateş düşürücü/ antibiyotik bile verirken ikileme düşüp ‘Acaba vermeli miyim?’ diyen anne babaların ‘fazla da problemi yok aslında’ diye değerlendirdiği böyle tablolarda tedaviye yönelik ilaçları gönül rahatlığı ile çocuklarına vermeleri kolay olmuyor. Ancak tedaviden uzaklaşılınca ortaya çıkabilecek kayıplar ailelere iyi anlatılmalı. Bu aileler çocuklarının okul ve öğretmenleriyle sıkı bir işbirliği içine girmeli. Özellikle zihinsel fonksiyonları iyi olan bu çocukları “özel çocuk”, “indigo çocuk” etiketlemeleri ile medikal bir tedaviden uzaklaştırma bu çocukların yararına değildir. Elbette çocuğun ilgi ve beceri alanlarına göre yetenekli olduğu konularda ilerlemesine izin verilmeli. Bu, her anne babanın ve eğiticinin önceliği olmalıdır. Ancak bu çocukları “akıllı, çok zeki ve yetenekli çocuk, mutlaka üstesinden gelebilir” diyerek tıbbı destekten yoksun bırakmak, gelecekte hak ettikleri yerlere gelmelerine engel olabilir.

Hürriyet Aile

 

 

 

 

İndigo Çocuklar

 

http://blog.milliyet.com.tr/indigo-cocuklar/Blog/?BlogNo=60374

İlk nesil İndigo çocukların 1970 tarihinden sonra doğanlar arasından çıktığı kabul edilseler de, elbette daha önce de indigolar küçük gruplar halinde dünyaya gelmişlerdir. İndigo çocuklar dünyaya bir dizi hücresel talimatla gelmektedirler, işte bu nedenle çocukkken bile asla “çocuk gibi hissetmemişlerdir” . Tabi bu “çocukça davranmadıkları” anlamına gelmez, aksine içgüdülerine dur diyemedikleri için bazen aşırı öfkeli, yaramaz, cinselliği erken uyanmış, hazır cevap çocuklar olabilirler.

İndigo çocuklara işlenen talimatlar; kıskançlık, nefret, korunma hatta hayatta kalmaya çalışma değildir. Bu çocuklar büyüdüklerinde ve birer yetişkin haline geldiklerinde onların sözleri ve niyetleri insanlık için önemli olacaktır ve şu soruları soracaklardır: “Dünya'nın sorunlarına nasıl çözüm bulabiliriz ve hep birlikte nasıl hoşgörülü bir aile olabiliriz?”.

Onlar bunları başarmak için kendiliklerinden zor şartlara uyum sağlayacak ve evren tarafından sürekli sınanacaklardır. Bu nedenle, bulundukları yer ve oyun alanları her neresiyse, oraya değişim gelir.

 

Zeka mı Yoksa Doğuştan İşlenen Kodlar mı?

İndigolar çocukken bile erişkinlerin tüm duygu ve düşüncelerini okur, olayları ve sebeplerini anlarlar. Çoğunlukla, öğretmenlerinin o kadar ilerisindedirler ki, öğretmenleri söylenenleri kavrayabilmek için kendi titreşimlerini yavaşlatmak zorunda kalır. Adeta, beyinleri daha hızlı çalışmaktadır ve diğer çocuklarla birlikte aynı sınıfta olmak bile onlar için sonsuz bir sabır gerektirir. Bu nedenle kendi ilgi alanlarında yaratıcı bir eğitim alamıyorlarsa, okuldan uzaklaşır veya ders başarıları düşebilir.

 

“Zeki, çok bilmiş, ukala, büyümüş de küçülmüş, kendini geliştirmiş” gibi görülseler de, benim kanatimce bunları kendiliklerinden yapmadıkları “onlara doğuştan bir kod verildiğidir”.

 

Çünkü öyle bir duygu içindedirler ki erişkin dünyasına (kültür, dil, din, sanat) her adım attıklarında “ben bunu zaten biliyorum” derler ve yaşından çok çok önce her türlü bilgiyi aç bir şekilde özümserler. Bunları anlamada ve yorumlamadaki becerileri genelde “ zeka kaynaklı” olarak adlandırılsa da zekaları kesinlikle yüksek olmakla beraber, bu durum zeka kaynaklı değildir.

Yüksek Sezgi Gücü

 

Dünyaya daha önceden gelmiş ve yaşamış hissederler. Onlar için herşey hem yeni hem eskidir. Çok sık Deja-Vu yaşarlar ("ben bu anı önceden yaşamıştım" hissi).

 

Rehber rüyalar görürler, çocukluklarında doğaüstü olaylar yaşamış olabililer. Ama sonrasında zekalarını o kadar ön plana çıkarırlar ve bu durum insanlar tarafından o kadar rağbet görür ki (aynı zamanda hayatta kalma mücadelesi dolaysıyla), sezgilerini geri plana atarlar.

 

Aslında her zaman sezgileri tarafından uyarılırlar ve bu durum onların “büyük hatalar yapmalarını” engeller. Ama yine de zihinlerini dinledikleri için, kendileri ile savaşları bir türlü bitmeyebilir.

 

Yine de insanları sezgisel olarak tanımada, onların hislerini okumada ve doğru yorumlamada doğal bir ustalıkları vardır. Bu durum onların, "diğerleri için, diğerlerinden çok" üzülmelerine yol açabilir.

 

Liderlik

Bu çocuklar binlerce yıldır insanoğlunun aklına gelmemiş değişiklikleri kolaylaştıran liderler olabilirler. İndigolar bir savaşçı ruhuna sahiptirler, çünkü onların ortak amacı insanlığa artık hizmet etmeyen eski yaklaşımları toptan ortadan kaldırmaktır.

Bunu otorite kurmak ya da "özel olmak" amacıyla yapmazlar ama yönetim ve organizasyona karşı kendiliğinden eğilimleri dolayısı ile doğal liderdirler.

Aile Durumları

Genellikle "iyi" denilebilecek anne babalara ya da düzenli ailelere sahip olmazlar. Bu durum dolaysıyla çok acı çekebilirler ama bu tamamen İLAHİ PLANIN bir parçasıdır. Yaşamlarında çektikleri acılar, onların dünya ve diğer insanlar üzerinde gereken değişikliği yapmalarını sağlayacak ateşli bir doğaya ve kızgın bir mizaca sahip olmalarına neden olur.

 

 

Sistem Yıkıcılar

Her zaman farklıdırlar, arkadaşları arasında çocukken sevilmekle beraber kendilerini her zaman onlardan farklı hissederler. Ergenlik çağına geldikçe "yalnız" ve uyumsuz olabilirler. Çünkü onlar diğer arkadaşların arasına katılmak için gerekli olan davranış kalıplarını benimseyemezler.

Adaletsizliğe ve bağnazlığın her türüne (bilimde, dinde, sanatta, insan ilişkilerinde görülen) karşı çıkarlar. Sürekli “neden?” diye sordukları için otorite figürleriyle de karşı karşıya gelirler.

Yerleşik kültür ve toplum normlarına uymamaları, diğer insanlar tarafından sistem yıkıcılar (herhangi bir sisteme uyum sağlayamayanlar) ve tehlikeli kişiler olarak görülmelerine neden olur, okul ve iş hayatında sorunlar yaşarlar (uzlaşma becerisini geç yaşlarda edinirler) Halbuki onlar, bululundukları yaş grubu ve çevreleri tarafından anlaşılsalar, yüksek anlayışları ve farkındalığı getirdikleri görülür.

 

Bazen o kadar aykırı olurlar ki, ergenlikleri erken cinsellik ve yanlış tercihler, alkol veya uyuşturucuya sürüklenebilir. Enerjileri oldukça yüksektir ama kimi zaman doğru şekilde yönlendirilmediği için, bu enerjilerini kendilerine ya da başkalarına zarar vermede kullanabilirler.

 

Aşırı hassasiyetlerinden dolayı, anlaşılmadıklarında ya da anlaşılmadıklarını hissettiklerinde içe kapanabilir ve uzun zaman dış dünyaya kapılarını kapatabilirler. 30 lu yaşların başında ise değişmeleri ve tüm yaşadıklarını sindirerek insanlık için hizmet etmeleri beklenir.

 

Dışlanmışlık ve Uyumsuzluk Hissinden Dolayı Kendi Değerini Bilememe

Ben, indigoların "kimi zaman küstahlığa kaçan kendine güven" imajlarına rağmen, “kendi değerlerini bilme konusunda” büyük sorunlar yaşadıklarını düşünüyorum.

 

Disiplin edilmedeki zorlukları ve değişik bakış açıları nedeniyle daha küçüklüklerinden beri dışlanırlar ve eğer destek verici bir anne babadan yoksunlarsa -ki çoğunlukla öyledirler- kendilerini eleştirmeye başlarlar. Çünkü toplum sürekli onlara "yanlış oldukları" ve "değişmeleri gerektiğini" söylemiştir.

Bu dışlanmayı okul, iş ve özel hayatlarının her boyutunda yaşayabilirler. İndigo eğer bir kadınsa, asla “erkek için ideal” ve “toplumun beklediği” gibi bir kadın olamaz. Kesinlikle sorumluluk duyarlar ama bunları sırf “öyle olması gerektiği için" yapma konusunda bir inatları vardır. Erkekleri de tamamen aynıdır.

İşte bu nedenle İndigolar her zaman bir şekilde yalnızdırlar. Çünkü karşı cins onlara bu özelliklerinden dolayı hemen çekilmekle beraber, yine aynı özelliklerinden dolayı hızla uzaklaşır (nedendir çözemedim gitti:)))

Çocuğunuz Bir İndigo mu?

1. Disiplin ve otorite konusunda zorluk yaşıyor mu?

2. Yapması zorunlu olduğu şeyleri reddediyor mu?

3. Ritüel yönelimli ve yaratıcı düşünce gerektirmeyen sistemlerde hayal kırıklığına uğruyor mu?

4. Evde, okulda veya iş yerinde işleri yapmanın kolay yollarını görüyor mu?

5. Topluma ayak uyduramayan biri mi?

6. Suçluluk duygusu verilerek disipline sokulmaya karşılık vermiyor mu?

7. Yapmak zorunda olduğu görevlerden veya ödevlerden kolayca sıkılabiliyor mu?

8. Gerçekten yaratıcı mı? Sezgi yeteneği var mı?

9. Erken yaşlarda düşünceleri oluşmaya başladı mı?

10. Çok zeki görünüyor mu? Çok yetenekli mi? (üstünzekalı olarak tanımlanabilir)

 

11. Hayaller kuran biri mi? Spiritüel (ruhsal) zeka sahibi mi?

12. Çok yaşlı, derin ve zeki bakan gözlere sahip mi? (kaynakça: Bu Test İndigo Dergisinden alınmıştır)

Yeni Nesil: Kristal Çocuklar

 

Şimdi 2. nesil çocuklar geliyorlar. Onlara "Kristal Çocuklar" diyoruz ve 1990 dan sonra doğanlar kabul ediliyorlar. Onlar İndigo çocukların tersine ateşli savaşçılar değil, sakin, doğaüstü güçlerle donatılmış, bulundukları yere huzur getiren ve düzeni yumuşaklıkla değiştiren çocuklar olacaklar. Umarım bir Kristal Çocuğum olur:)

Sevgilerimle

 

KAYNAKÇA: http://www.indigodergisi.com/indigolar.htm

 

Ruksan İLDAN bu blog'u önerdi.

 

 

 

 

İndigolar ile ilgili soru ve yanıtlar

 

Merhaba arkadaşlar,

 

Son zamanlarda İndigo çocuklar ile ilgili bir çok soru aldım ve sorunlu İndigolara (tip 3) sahip anne babalarla bir çok seans yaptım. Herkes için bu soruları birkaç nedenle yanıtlamanın yardımcı olacağını düşündüm. Yapmak istediğim ilk şey İndigoların genetik olarak nasıl farklı olduklarını ve İndigoların hangi farklı tipleri olduğunu tanımlayarak İndigolar ile ilgili yanlış anlamaları çözmektir. İstediğim ikinci şey, SİZİN veya çocuklarınızdan birinin bir İndigo olup olmadığınızı ve bunun ne anlama geldiğini keşfedebilmeniz için İndigoların bazı karakteristiklerini vermektir. Ve son olarak, İndigoların misyonu ile ve “onların uyanmasına” nasıl yardımcı olabileceğimiz ile bitirmek istiyorum.

 

SORU : İndigo çocuklar kimdir ve neden bu şekilde çağırılıyorlar ?

 

YANIT : Son 100 yıldır, çocukların yeni bir “türü” ABD, Çin, Meksika, Rusya ve diğer ülkelerin dikkatini çekti, çünkü bu çocukların olağandışı fiziksel ve psikolojik nitelikleri onları “norm”dan (standarttan) ayırıyor. Bu çocuklar güçlenmiş bağışıklık sistemleri, ileri deha veya yüksek derecede yetenekli zeka sergiliyor ve çoğu zamanlar “gözleri bağlı iken görmek” ve telepatik vizyon gibi (alıcılara görsel imajları transfer etmek ve direkt biliş) gibi “paranormal doğa”nın olağanüstü yeteneklerini sergilerler. Bu çocukların “İndigo” tanımı “süptil beden”in veya Aurik Alanın sezgisel gözlemi vasıtası ile ortaya çıktı, süptil bedenlerinde MAVİ dalga spektrumundaki rengin daha büyük konsantrasyonu baskın görünümdedir.

 

S : İndigolar neden buradalar ?

 

YNT : İndigolar bir zamanlar Dünyada hüküm süren çok eski bir bilinçlilik türünün gerçek temsilcileridir ve onlar gelmekte olan şeylerin yol – göstericileri olarak geliyorlar ve dizayn ve niyet ile buradalar. Onlar buradalar çünkü gelmeleri ve daha büyük tekamülsel bir misyondaki rollerini tamamlamaları istendi. Bu misyon insan gen kodunu tersine çevirmek – mutasyona uğratmak ve Dünya insan soyundaki potansiyel orijinal Elmas Güneş 12 iplik DNA kalıbını restore etmektir. Plan, hala maddenin yüksek harmoniklerinde oturan yüksek tekamülün yetişkin ırklarının üyeleri tarafından yönetilmektedir.

 

S : İndigoların DNA ları çağdaş/akran insanlardan nasıl farklılık gösteriyor ?

 

YNT : Çağdaş insanlar halen 5 nci Aryan Kök Irk tekamül döngüsündedir, bu döngüde 4 ncü DNA ipliği aktivasyona başlıyor. Aryanlar ( bu beyaz ırk üstünlüğü anlamına gelmez, Aryanlar 5 farklı deri renginin hepsine sahiptir) 3 ncü iplik aktivasyonunun değişen dereceleri ile 1 – 4 DNA iplikleri için damga ile doğar. Ömrün gidişi sırasında, frekans gelişmesi işlemi vasıtası ile (frekans formunda DNA vasıtası ile kişisel morfogenetik alana bilinçliliği çekme) 4 ncü iplik aktivasyona başlar. Çağdaş insanlar ful 12 iplik aktivasyon potansiyeli ile, 7 – 12 DNA ipliklerinin damgasının bölümleri ile doğar ve doğumda 4 ncü ipliğin aktivasyonuna sahip olabilirler.

Diğer taraftan İndigolar DNAnın 24 – 48 ipliğinin Yetişkin Irk İnsan Oraphim damgası ile doğar. Cenin bütünleşmesi sırasında Oraphim ruh bedenlenmiş bilinçlilik ile Ruh Matrisi (4 – 6 boyutlar) arasında açık bağlantıyı sürdürmek için 5 nci ve 6 ncı DNA ipliklerini aktive eder. Doğumdan 12 yaşına kadar, İndigolar hızla 4, 5 ve 6 ncı iplikleri aktive ederler ve sonra bilinçliliğin 6 boyutunu ve TAM ruh bütünleşmesini somutlaştırabilirler. 33 yaşına kadar, 12 DNA ipliğini aktive edebilirler. Eğer onların genetik kodu doğru şekilde aktive olursa ve gündemleri bu tekamülsel ilerlemeyi DURDURMAK olan Illuminati ilaç şirketleri tarafından dokunulmazlarsa, 33 yaşına kadar şekil – değiştirme, hücresel dönüşüm, yükseliş ve zamanlar – arası teleportasyon için potansiyele sahip olurlar.

 

S : Ruh amacımın sizinkine çok benzer olduğunu düşünüyorum, çünkü insanları yükseltmek ve onları dünyada gerçek insan tanrı durumuna getirmek gereğini hissediyorum ve sürekli olarak bunu nasıl yapmam gerektiği ile ilgili düşünceler ve fikirlere sahibim, herhangi bir insanla etkili şekilde iletişim kurabilme gibi ve onlar için kendileri vasıtası ile daha yüksek bilgi için arayış getiren bir durum yaratmak, onları zorlamıyorum, kendi deneyimleri ile eğitiyorum. Ama şüphesiz yapabilmem gerektiğini hissettiğim şekilde uygulayamıyorum. Eğer bu benim ruhumun amacı ise, neden önceden bunun gibi değilim ve bunu yapmıyorum ?

 

YNT : Potansiyellerini gerçekleştirmeleri için, İndigolar cenin bütünleşmesi sırasında cenin bedeninden ve ANNE BABADAN miras kalan DNA/Ateş Harfi dizilişindeki bozuklukları TEMİZLEMELİDİR. Daha önce tartıştığımız gibi, İndigo çocuklar 12 yaşına kadar 6 ncı ipliğin aktivasyonu ile ruh bütünleşmesini başlatır. Cenin bütünleşme işleminde, gelen İndigo ruhu kendi bilinçliliğinin DNA Ateş Harfi/skalar dalga modellerini anne babadan gelen DNA Ateş Harfi programının bölümlerini ÖNCEDEN içeren cenin dokusuna getirir. Çağdaş insanlık bir çok DNA mutasyonları ve Ateş Harfi çarpıklıkları/bozuklukları taşıdığı için, bu bozukluklar cenin bedeninin morfogenetik alanında ve genetik kodda kopyalanır ve gelen ruh anne babadan DNA bozukluklarını miras alır. Ergenlik çağında 4 ncü ipliğin aktivasyonunun başlangıcında çağdaş insanın kimyasal dengesizliklerine ve hormonal bozukluklarına neden olan DNA bozuklukları, İndigo çocuklarda doğumdan 12 yaşına dek gerçekleşir, DNA da ve biyo – enerji alanında aşırı frekans inşası yaratır. DNA daki aşırı harmonik – olmayan skalar dalgalar daha ileri biyokimyasal/hormonal dengesizliğe ve orijinal DNA bozukluklarının büyümesine dönüşür. Bir çok İndigonun çevrelerine bu kadar hassas olmalarının ve kendilerini “uyuşturmaya” çalışmak için hap kullanmaya eğilimli olmalarının nedeni budur. Ancak bunlar çoğunlukla daha sonra tartışacağımız Tip 3 İndigolardır

 

 

 

S : 48 iplik kalıbına sahip olduğunuzu söylüyorsunuz,

normal insanlar neye sahip ? Ve fark nedir ?

 

YNT : İndigo Karma Tip – 1 ler Zümrüt Dizisi Oraphim 48 iplik DNA matrisine sahiptir, bu onlara 30 – 48 yükseliş kodlarının maksimum potansiyelini verir, bu kodlar vasıtası ile Avatar kimliği somutlaştırılabilir ve bilinçlilik Yükselmiş Üstatlar kimlik seviyelerine genişleyebilir. Tip – 1 İndigolar 2012 den önce hızlandırmaya ve ırk gen havuzunda 12 iplikli Elmas Güneş DNA matrisinin kritik kitlesine ulaşmayı kolaylaştırmaya hizmet eden Oraphim – İnsan melezleştirme programının parçasıdır. Tip – 1 İndigolar ileri psişik ve ara sıra direkt tezahür yeteneklerine sahiptir, her şeye hassastırlar ve çoğu zaman kendi hizmet kontratlarına odaklanmak için insan sorunlarından ayrılmış kalırlar.

İndigo Dominant Tip – 2 ler de insan soyunun yükseliş kodlarını restore etmek için buradadırlar. Onlar 24 – 30 yükseliş kodlarının maksimum potansiyeline sahiptir, bunun vasıtası ile Avatar kimliği somutlaştırılabilir ve bilinçlilik Rishi kimliği seviyesine genişleyebilir. Onlar ileri psişik gelişime sahiptir, çok cana yakındırlar, ancak Dünya çevresinin korkusu nedeni ile aşırı derecede içedönük olabilirler. Çeviri yapmakta, sanatta, müzikte ve kişilerarası diplomaside yeteneklidirler.

İndigo Çekinik Tip – 3’ler en genel olanlardır ve çoğu zaman grubun belalılarıdır. Nedeni şudur, onlar gerçekten 2 farklı avatar’ın TEK bedende enkarnasyonudur, bir Nefilim avatar ruh özüne nezaret eden bir Oraphim avatar. Onların yaşam amacının çekirdeği Nefilimlerin tersine çevrilmiş 11 iplikli DNA matrisi ile Oraphim’in 24 iplikli çifte Elmas Güneş matrisi arasındaki aşırı kutuplulukları düzeltmek/onarmaktır. Onlar 12 iplik DNA aktivasyonunun maksimum potansiyeline sahiptirler, ancak onların ömrü Nefilim, Annunaki ve İnsan genetik hatları/dizileri içindeki DNA bozukluklarının iyileşme büyük planında önemli bir role hizmet eder. Tip – 3’ler tüm İndigolar içinde kutuplulukta en aşırı olanlardır, çok zekidirler, matematiğe eğilimlidirler ve atletiktirler. Onlar bazen bir bedendeki “melek ve şeytan” gibidirler. Obsessif – zorlayıcı davranışlara, iki – kutuplu düzensizliklere (hastalıklara) ve perspektifte aşırı kutupluluğa en çok maruz olanlardır. Nefilim damgası (izi) önce Tip – 3 te aktive olmaya eğilimlidir, bu çoğu zaman yaşamlarının erken yıllarını doğru ve yanlış arasındaki sınırların aşırılıklarını test ederek, sürekli şekilde otoriteye meydan okuyarak geçiren saldırgan, hiperaktif bir çocuk yaratır. Herhangi bir Tip – 3 bazan “Cehennemden gelen çocuk” gibi görünür, o hemen hemen Meleksi, sevgi dolu davranan birine tam dönüş yapabilir.

Ara sıra çocuk sanki ortaya çıkan “şeytan ikize” sahipmiş gibi görünebilir, aşırı düşüncesizlik ve zulüm yeteneği olan kişiliğin karanlık tarafı. İndigo – 3’ler genelikle okullarda çılgınca şeyler yapmaya devam etmekten sorumlu olanlardır. Nefilimlerin DNA damgası aktive olurken Tip – 3 İndigoların negatif karakteristikleri yüzeye çıkar ve kısa süre sonra kimliğin Oraphim bölümü ters/karşıt Ateş Harfi dizilişi ile onu dengeleyerek bozulmuş DNA damgasını temizlemeye teşebbüs eder, bu davranış ve tutumdaki kutuplulukta en aşırı ve hızlı değişimleri yaratır. Bir Tip – 3’ün kişiliğindeki kutupluluk aşırılıkları, kişilik kendisini içsel çatışma ve endişe sürekli duygusundan uyuşturmaya çabalarken çoğu zaman kendini – tahrip edici davranışlara ve madde bağımlılığına yol açar. Eğer Nefilim avatar kimliği, kimliği İSTİLA ETMEYE teşebbüs ederse, Oraphim avatar otoritesini ÖNE SÜRER, eğer gerekirse iletişim olanaklarını kapatır. Oraphim avatarın, bedeni kontrol etmeyi sürdürmek için Nefilim kodlarının bazılarını “fişten çekmesi”nin sonucu olarak, çoğu OTİZM durumu Tip – 3 İndigo çocuklarda gerçekleşir.

 

S : Eğer İndigo bir çocuğunuz varsa ona en iyi davranış yolu nedir ?

 

YNT : Tip – 3 indigolarla başa çıkarken, aynı bedende 2 farklı varlığın oturduğunu ve sıkça, bunların geçinemediğini veya anlaşamadığını kavramak en iyisidir. Sevgi ve açıkça belirlenmiş sınırlar çoğu zaman gereklidir, ama “ÇÜNKÜ BÖYLE DEDİM” gibi cümleler kullanmayarak, adalet ile yönetilmelidir. Tip – 3 İndigolara DNA Aktivasyonu gibi bioenerjisel şifalarla gayet fazla yardım edilebilir, ancak, neyin gerçekleştiğinin anlayışına izin vermek için içsel duygusal çatışma ile çok fazla dikkat dağınıklığı olduğu için, genellikle çocuğun bilinçli bilgisi olmadan yapılmalıdır. Tip – 3’ün daha yumuşak tarafı öğrenme ve özellikle bağlanmayı içeren duyguyu deneyimleme sorgulayıcı arzusu ile, çok masum ve çocuk gibi olabilir, yeni bir deneyim olduğu için İndigo – 3’ün Nefilim bölümünün bununla zorluğa sahip olmasına rağmen. Tip – 3 İndigolar yüksek derecede uyuşmaz ruhlar olarak görülebilmelerine rağmen ve bazen erken ölmelerine rağmen, yaşamlarının harcanmadığını kavramak önemlidir. Onlar kadim bir ırkın ışığa tekrar – tekamül edebilecekleri yeni bir ırk çizgisinin yaradılışına yardım etmek için enkarne oldular. Onlar her iki ırkta da Annunaki genetik bozukluklarını yeniden hizaya getirme açısından hem Nefilim ve hem de İnsan soyu için büyük hizmet tapıyorlar.

 

 

 

 

 

 

S : Bir insanın İndigo olduğunu nasıl söyleyebilirsiniz ?

 

YNT : Yüksek boyuta ait görüş gibi yüksek boyuta ait hislerinizi geliştirdiğinizde, kişinin orijinal kök ırkını, aile çizgisini, ilahi mavikopyasını, DNA iplik kalıbını, aktive olmuş iplik sayısını, Indigo Kodlama tipini görmeyi istemek için özel bir meditatif teknik kullanabilirsiniz. Bu, çeşitli türlere karşılık gelen özel sembollerle görünür. DNA Aktivasyonları yaptığım zaman kişinin bir İndigo olup olmadığını söyleyebilirim. Genellikle, yükseliş, DNA Aktivasyonu, dünya ızgara mekanikleri ve diğer insanların frekansını yükseltmeye yardım etmeye ilgi duyan insanlar İndigo çocuklardır ve onlar UYANIŞ sürecindedirler. Benim uygulamam bu insanların, uyanabilmeleri ve buraya ne yapmak için geldiklerini kavrayabilmeleri için anne babalarından gelen karmik damgaları uzaklaştırmalarına yardım etmeye adanmıştır.

Eğer bir İndigo iseniz ve ruhunuzun amacını kavrayabilmeniz için uyanış sürecini hızlandırmayı istiyorsanız veya eğer Tip – 3 İndigo’nun anne babası iseniz, bu blokajları temizlemek için benimle seanslar programlamanızı tavsiye ederim. Çoğunuzun bunu önceden/zaten yaptığınızı biliyorum ve hazır olduğunuzda “meşaleyi size aktarmayı” istiyorum.

Bu bilgiden zevk aldığınızı ve yararlandığınızı umuyorum. Lütfen İndigo çocuklarınızı ilaç ile uyuşturmayın.

 

İndigolara Yardım Etmenin Diğer yolları

Aşağıdaki öneriler gibi, diğer çeşitli Holistik Şifa Türleri ve yaşam – stili ayarlamaları Indigo Çocuklara yardımcı olabilir.

• Tonlama ve Renk Terapisi

• Kontrol Edilen Nefes Egzersizleri

• Enerji Yönetim ve Meditasyon Teknikleri

• Aromaterapi

• Vitamin ve Bitkisel Destek kullanımı

• Sık sık fiziksel egzersiz yapmak.

• Sağlıklı organik, kimyasallardan arınmış gıdalar, sütlü ve kırmızı – et içeriği düşük olan gıdalar. Sağlıklı gıdaların küçük porsiyonları sık sık yenmeli.

• Kalabalıklarda ve gruplarda bulunan yüksek – enerji durumlarından günlük uzaklaşma. Sert/haşin, rahatsız edici veya “duygusal olarak yüklü” çevrelerden korunma ; diğerlerinin etrafındaki zihinsel ve duygusal iklimleri direkt biyoenerjisel alan birlikte – rezonans vasıtası ile doğal olarak, bilinçaltından “modellerler”, diğerlerinin bastırılmış enerjilerini alırlar ve yükseltilmiş şekilde bunları ifade ederler.

• Sessiz, düşük – uyarıcı ev çevreleri, televizyon ve bilgisayar ekranına daha az maruz kalma ve doğal güneş ışığından ve ay ışığından günlük olarak daha çok yararlanma (İndigolar ışığa, sese, elektormanyetik alanlara ve doğal çevreye, diğer insanlardan daha çok duyarlıdır)

• Dogmatik – olmayan, yargılayıcı – olmayan, araştırmaya yönelik spiritüel çalışma, yazma, sanat, müzik, dans, yaratıcı imgeleme, rüya inceleme ve ve Geçici Maharik Mühür kullanarak eğitilmiş Bilinçlilik Projeksiyonu (Beden dışı seyahat) vasıtası ile içsel benlik – keşfi

Sevgiyle,

 

Toby Alexander

http://www.dnaperfection.com

(Çeviri ; Saffet Güler)

 

 

 

 

 

Onlar yeni insan nesli... İşte size Kristal Çocuklar...

Ata Nirun

Ne denmişti? "Bir başka gezegene gitmiş gibi olacaksınız, yüksek zekalı insanların doğduklarını göreceğiz ve ihtiyacımız olan gerçek zeka o zaman ortaya çıkacak.

O zaman kendimizin olağanüstülüğünü algılamış olacağız." Kimler bu doğacak olan yüksek zekalı insanlar? Geçen hafta İndigo çocuklar ve gençler demiş ve anlatmıştık. Ama İndigo çocuklar 1994'den önce doğmuşlardı, peki ya sonra doğanlar? Yani 1994'den sonra doğan ve şu anda en büyüğü 15 yaşında olan çocuklar? Cevabı biliyoruz çünkü onlara Kristal Çocuklar deniyor...

Onları tanımak...

Kristal Çocuklar'ı nasıl tanıyacağız? İlk bakacağımız yer onların gözleridir, iri, etkili, anlamlı ve bilge gözlere sahiptirler. Mutluluk ve sevinç verirler, bağışlayıcıdırlar. Kristal Çocuklar büyükleri olan İndigo Çocuklar'la, benzer özellikleri paylaşırlar. İndigoların ruhları savaşçıdır, amaçları eski düşünceleri yani önceki eğitim, yönetim ve yasal sistemleri yok etmektir. Başlıca düşmanları psikiyatrik tedavilerdir, onlara ilaç tedavileri uygulandığında duyarlılıklarını, ruhsal yeteneklerini ve enerjilerini yitirirler. Kısacası İndigolar'la gerçekten DES (Dikkat Eksikliği veya Dikkat Eksikliği Hiperaktiflik Sendromu" tanısı konulan çocukların ayırdedilmesi gerekmektedir. Ama Kristal Çocuklar farklıdırlar, çok mutlu, bağışlayıcı ve sakindirler. İndigoların savaşarak açacakları ve temizleyecekleri yoldan geçerek daha güvenli bir dünyaya gitmektedirler. İndigo ve Kristal tanımları, aura renklerinden ve enerji kalıplarından kaynaklanmaktadır. İndigo Çocuklar'da indigo mavisi vardır, bu renk iki kaşın arasında yer alan üçüncü göz şakrasının rengidir. Bu şakra ile durugörü güçleri vardır. Ama Kristal Çocuklar'da kuvartz kristalinin prizma etkisi vardır, auraları pastel tonlarda çok renkli ve harelidir. Kristallere ilgileri büyüktür zaten tanımlarının nedeni budur.

Kristal Çocuklar'ın özellikleri...

1995'den sonra doğmuşlardır - Uzun, yoğun ve dikkatli bakan gözleri vardır - Kişilikleri manyetiktir - Çok sevecendirler - Müzikten etkilenirler ve şarkı söylerler - Özgün bir işaret dili kullanırlar - Telepattırlar, düşündüğünüzü hissederler - Şefkatli, duyarlı ve empatikdirler - Konuşmaya başlayınca geçmiş yaşam anılarını anlatırlar - Sanatçı ve yaratıcıdırlar - Sebze ve meyveleri tercih ederler - Denge duyguları mükemmeldir - Geç konuşurlar. Çağımızda İndigoların yani önceki kuşağın etkisi nedeniyle, sezgilerimizin ve düşüncelerimizin daha çok çok farkında olacağız. Bunun kanıtları ortadadır, günümüzde özellikle paranormal konulara olan ilginin gittikçe artma nedeni budur, tv, kitaplar, sinema gibi... İşte İndigoları izleyen Kristaller'in daha çok ruhsal yetilere sahip olmaları bu yüzdendir. Geç konuşurlar çünkü zihinsel iletişim güçleri vardır.

 

 

 

 

Çevre etkileri...

Kristal Çocuklar'a bebekken dikkat etmelisiniz. İnsanları hep öpmek istiyorlar, herkese karşı sevecen ve şefkatliler. Yüz ifadeleri, sözleri ve davranışları hep olumlu, çevrelerine mutluluk, neşe ve moral veriyorlar. Yaşlı insanlara manyetik olarak yöneliyorlar sanki bilgeliği ve dinginliği hissediyorlar.

Dünyamızın şu anda en çok muhtaç olduğu şeyi yapıyorlar yani bağışlayıcılar. İndigo ağabey ve ablaları davaları için savaşırken onlar Gandi gibiler, bir tartışma ortamında arkalarını dönüp gidiyorlar ve affedici bir tavır sergiliyorlar. Hatta içlerinde neden tartışmaya gerek duyulduğunu soranlar bile çıkıyor. Üç yaşında bir Kristal Çocuk, kendisine vurmak isteyen arkadaşına sert ve otoriter bir sesle; "Hayır, dur ve bana vurma çünkü ben senin arkadaşınım." diyebiliyor,

Onlar otistik mi?

Bu çocuklara otistik tanımı konulması hatadır, otistikler genelde insanlardan kopuk kendi dünyalarında yaşarlar ve ilgi duymadıkları insanlarla konuşmazlar. Oysa Kristal Çocuklar tüm insanlık tarihindeki en sokulgan, ilgili, konuşkan çocuklardırlar. Görülmedik bir sevimlilik, sevecenlik ve duyarlılık gösterirler. Onlar otistik değil, awetistik yani saygı ve sevgi uyandırıcıdırlar. Bu nedenle bizler bu çocukları hasta diye utandırır ve ilaçlarla utandırırsak, ilahi bir armağanı hem reddetmiş olur, hem de geleceğin üstün uygarlığını yıkmış oluruz. İşte İndigolar'ın düzene karşı açtıkları savaş bu nedenledir, önemli bir amaçları da Kristaller'i korumaktır. Ve bilin ki. Kristal Çocuklar anne babalarını özel olarak seçmektedirler. Kristal Çocuklar'a hamile olan anneler, çoğu zaman çok özel olaylardan söz etmekteler. Bu anneler özel rüyalar görmekteler, hatta bazı annelerin önceden varolan hastalıkları iyileşmektedir.

Odaklanma veya konsantrasyon yeteneği...

Kristal Çocuklar bazen ebeveynlerini duymaz görünürlür, bu olay daha çok doğada bulundukları anlarda görülür. Aslında otistik tavır zannedilen bu olay gerçekte farklıdır, onlar o anlarda dünyadan geçici olarak koparlar. Örneğin tv seyrederken, açık havadayken, hayvanlarla oynarlarken bunu sık sık yaparlar ve anne babalarını duymazdan gelirler, uzun uzun çiçeklere, yapraklara, hayvanlara bakarlar. Ayrıca teknolojide onlar için önemlidir, ne olursa olsun teknolojik herşeye kendilerini kaptırırlar. Kristal Çocuklar'ın bu yetenekleri gelecekte lider olduklarında yararlı olacak olan odaklanma veya konsantrasyon yeteneğidir.

Pozitif düşünmelisiniz...

Bu çocuklar, büyürken insanları değerlendirdiklerinde kendi sezgilerine öncelik verirler. Bir radar gibidirler. Onlardan düşünce ve niyetlerinizi pek gizleyemezsiniz. On yaşlarında bir Kristal Çocuk, bilmez görünse bile gerçeğin farkındadır. Ne yazık ki bazen bu duyarlılık aşırı ve zarar verici olabilir. Bu nedenle, onların yanında olabildiğince pozitif düşünmek ve gerilimli ortamlar yaratmamak gerekir. Hatta bazı Kristal Çocukları çok insanla karşılaştırmamak bile gerekebilir. Aynı şey yaşadıkları çevre için de gereklidir, onların yanında çok sert, şiddet dolu filmler izlemek zararlı olabilir.

Başkalarının duygularını, kendi duyguları gibi hissediyorlar...

Bir diğer ilginç yetenekleri gezegenin ortak enerjisini algılayabilmeleridir. Büyük kitlesel korkuları, dünyayı etkileyen olayları hissederler, moralleri bozulur, heyecanlanabilir hatta hastalanabilirler. Onbir Eylül'deki İkiz Kuleler saldırısında, felaketi yaşanırken hisseden ve ardından ciddi bir şekilde hastalanan çocuklar kayıtlara geçmiştir. Unutmayın ki Kristal Çocuklar, bizler ve İndigolar gibi değiller, onlar başkalarının duygularını, kendi duyguları gibi hissediyorlar. Hiç bir görünür neden olmadan huzursuzlanan ve hasta olmaya başlayan bir Kristal Çocuğu sakinleştirmelisiniz, onunla konuşun, sıcak ve koruyucu etkiler verin ve muhakkak yakınında, çevresinde hatta oyuncaklarının içersinde bir doğal kristal parçasını bulundurun, onunla oynamasını sağlayın. Ama dikkat edin, küçük taşları yutabilirler, taşın kenarları yuvarlatılmış olmalı, keskin olmamalıdır. Ve onlara bu taşları fırlatmamalarını da öğretmelisiniz.

Yüksek duyarlılık...

Bu duyarlılık sadece ruhsal değildir, Kristal Çocuklar fizik olarak da farklı ve duyarlıdırlar. Örneğin yüksek seslerden, gürültüden, kalabalık içinde bulunmaktan, çok sıcak veya soğuk ortamlardan, dağınıklık ve düzensizlikten hoşlanmazlar ya da bunların bazılarından hoşlanmazlar. Onlara büyük alışveriş merkezlerinde dikkat edin, bir Kristal Çocuk böyle ortamlarda aşırı heyecanlanır, bu nedenle korunmalı, belli bir süre aşılmamalıdır. Ayrıca Kristal Çocuklar yapay ve kimyasal maddelere çok duyarlıdırlar, doğal sabunlar, gereğince bitkisel ilaçlar kullanılmalıdır. İlginç bir olay da, Kristal Çocuklar'ın kolay yaralanmamaları ve korkmamalarıdır. İstisnalar dışında sanki korunmaktadırlar çok ciddi kaza veya saldırılardan birkaç sıyrıkla kurtulan çok sayıda Kristal Çocuk kayıtlara geçmiştir. Ama bunlar sizin tedbirsiz davranmanız demek değildir.

Ekolojik çocuklar...

Kristal Çocuklar bizlere göre bedenleriyle daha çok ilgilidirler, buna dikkat ederler. Bu nedenle temiz hava, temiz su, tropikal bir atmosfer, bol ve taze meyve ve de sebze onlar için önemli ve çok yararlıdır. Anne ve babaların buna önem ve öncelik vermeleri gerekmektedir. Sanki geleceğin temiz dünyasını yaşamaktadırlar.

Duygusal şifacılar...

Bu çocukları tanımak için onların sevgi anlayışlarını ve tavırlarına dikkat etmeliyiz. Öylesine sevgi doludurlar ki, varlıkları bile şifa vericidir. Çok küçük Kristal Çocuklar bile, elleriyle, gözleriyle, davranışlarıyla içgüdüsel şifa dağıtırlar. Ebeveynlerinin hasta olmalarından hiç hoşlanmazlar ve onların bir an evvel iyileşmelerini isterler. Kristal Çocuklar, duygusal şifacı, teselli edici, şefkat ve hatta öğüt verici olabilirler. Doğal iyimser oldukları için çevresindekilere karanlığın içindeki ışığı gösterebilir ya da hissettirebilirler. Onlar bize sevgiyi alıp, kabul etmeyi öğretiyorlar. Bizim işimiz, onları ruhen beslemek, hissetmeyi öğretmek ve güveni öğretmektir. Ergenlik çağına geldiklerinde doğal sevecenliklerinin olduğu gibi kalmasına önem vermeli ve rehberlik etmeliyiz.

Parapşisik yetenekler...

Kristal Çocuklar'ın sık sık mistik konulardan söz ettiklerini duyabilirsiniz. Tanrı'dan, meleklerden, dualardan söz edebilirler. Sanki her birisi küçük birer filozoftur. Bazı Kristal'lerde pşisik yetenekler görülmüştür, örneğin psikokinezi yapabilirler yani bazı küçük eşyaları düşünceleriyle hareket ettirebilirler. Anne veya babalarına onların ilk anne ve babaları olmadıklarını söyleyen Kristal Çocuklar vardır. Elektronik araçları etkileyen Kristal Çocuklar da kayıtlara geçmiştir. Ama endişelenmeyin, her Kristal Çocuk böyle değildir, böyle özellikleri olmasa da bir Kristal Çocuk olabilirler. Onların telepatik yeteneklerine çok dikkat edilmelidir, anne ve babalarına veya diğer yakınlarına bazen o etkileyici gözleriyle uzun uzun bakmaları şaşırtıcıdır, bunu gözardı etmemek gerekir. Eğer dikkat edilirse birçok Kristal Çocuğun annesinin isteklerini kendisine söylenmeksizin yaptıkları görülmüştür. Bu yeteneklerin sergilenmesindeki amaç, insanlığın doğal yeteneklerinin hatırlanması şeklindedir.

 

 

 

 

 

Farklılıklar...

Kristal Çocuklar'ı eğlendirmek için karmaşık ve pahalı oyuncaklar almanız gerekmemektedir. Onları açık havaya çıkarmanız yeterlidir. Daha büyük yaşlardaki Kristal Çocuklar'ın odasında gereksiz ve karmaşık bulduğu birçok oyuncağı götrüp çöpe attığı hatta satıp evcil hayvanlara vermek için yiyecek satın aldıkları görülmüştür. Onlar küçük yaştan itibaren çevreyi koruma içgüdüsüne sahiptirler, doğa onlar için çok önemlidir. Bu özelliklerini sözleriyle olmasa bile davranışlarından anlayabilirsiniz.

Geleceğin süper sanatçıları...

Onlar sadece sevimli, sevecen ve ruhsal değildirler, yanısıra da doğal sanatçıdırlar. İyi resim yaparlar veya çok küçük yaşlarda bile, daha konuşmaya başlamadan önce mırıldanırlar ve sonra da şarkı söylerler. Hatta eğitim almış kadar iyi resim yapanları vardır. Müzik yeteneği yüksek zekanın göstergesidir, daha üç yaşındayken şarkı sözlerini ezberleyen Kristal Çocuklar vardır. Yüksek yaratıcılıkları onların sağ beyine egemen olmalarını göstermektedir, bu nedenle duygularının farkındadırlar, sezgiseldirler, hareket becerileri gelişmiştir, felsefi, ruhsal ve sanatçıdırlar. Sağ beyin egemenliğinde bireyler, sözcüklerin aksine görüntü ve duygularla düşünürler. Görsel yönelimleri onlara sanatsal yetenek ve fotografik bir bellek verir, zihinlerinde gördükleri imgeleri taklit ederler. Bizlerin hatta bazı İndigolar'ın aksine pahalı ve çok güzel oyuncaklar yerine Kristal Çocuklar'ın sıradan şeylerle eğlenmeleri ilginçtir. Bir kağıt veya kalemle ya da yapraklarla saatlerce oyalanabilirler. Onlar temel şeyleri takdir eder ve kullanırlar.

Ve sorunlar...

Elbetteki Kristal Çocuklar'da sorunlular, bunu anlatan anne, babalar da var. Öncelikle inatçı, kesin kararlı ve dayanıklılar. Haklarını savunmak için karşı tarafı zorlayabiliyorlar. Sertlikten hoşlanmıyorlar ama otoriter davranıyorlar. Çatışma içeren durumları veya ilişkileri reddediyorlar ve uzaklaşıyorlar. Bunlar Kristal Çocuklar'ın seçerken titiz olmalarına ya da zor beğenir olmalarına neden oluyor. Yani ayırd ediciler. Çünkü öz saygıları yüksek, bedenlerini ve ruhlarını besleyecek arkadaşları, yemekleri, filmleri, işleri ve evleri isteyecek kadar kendilerini önemsiyorlar. Örneğin yemek seçimleri güç ve özel, annelerini zorlayabiliyorlar. Çünkü bedenlerine uyumlular. Eğer anne ve babalar onların beslenme tercihlerine güvenebilirlerse, o zaman mücadeleye gerek kalmayacaktır. Kısacası onların seçimlerine güvenebiirsiniz. Sıvılardan yani içeceklerden çok hoşlanıyorlar. İçlerinde bir yaşından sonra bile anne sütü isteyenlere bile raslanıyor.

Uyku sorunları...

Kristal Çocuklar yüksek bir enerjiye sahipler, uyurken birşey kaçırmak istemiyorlar. Çünkü her ne olursa olsun, uykudayken dışarda birşeyler yaşanıyor. O kadar duyarlılar ki, uyarıcı herhangi bir şey uykusuzluk yaratabiliyor. Bazıları öğlen uykusu uyurken, bazıları asla istemiyorlar, eğer bunlar gündüz uyurlarsa gece asla uyumuyorlar. Zorlamalı uykularda kabuslar görüyorlar ve çok gergin oluyorlar. Kısacası onların kendi uyku düzenlerini uygulamalarına izin verilmesi gerekiyor. Ama eğer sorun ağırlaşırsa, ikna etmek ve anlatmak gerekiyor.

Titizlik mi yoksa düzen mi?

Kristal Çocuklar'a tuvalet eğitimi vermek pek mümkün değil, yeterince örnek yok ama çoğunun bunu kendi kendilerine öğrendikleri görülüyor. Bu arada gerçekten doğa çocukları oldukları için çıplaklıktan hoşlanıyorlar. Ve sanki onlar, düzensizliğin enerji uyumsuzluğu olduğunu biliyor gibiler. Buna nevrotik mükemmeliyetçilik diyenler de var. Fakat ruhsal gelişmişlik tanımı, herşeyin kendi istediği gibi olmasını isteyen bir Kristal Çocuk'la beraber olup, bunaldığınızda size daha yararlı olacaktır. Onların titizliğini anlatan çok fazla örnek var. Aslında sürekliliği ve tutarlılığı seviyorlar, her an değişen dünyada düzen, istikrar ve önceden tahmin edilebilirlik istiyorlar ve bu özellikleri bizler için gerçekten umut verici...

Zamanı farklı görüyorlar...

Kristal Çocuklar, dış değil yani bizim zaman anlayışımızı değil, kendi iç zamanlarını kullanıyorlar. İşte bu konuda anne ve babaların çok ama çok sabırlı olmaları gerekiyor. Programlardan nefret ediyorlar ve özgür olmak istiyorlar. Belki de onlar, hiç acele etmeden bakan, inceleyen ve sonra fikrini söyleyen yaşlı ruhlar gibiler. Bekliyorlar ve öğrendikten sonra kendi hız veya ritmlerine göre uyguluyorlar. Aslında haksız değiller çünkü geç kalma korkusuyla heyecanlanıp, telaşlanacakları yerde, daha sağlıklı olarak sakin davranıyorlar. Bir anlamda, zamanın gerçek olmadığını ve hatta genişletilebileceğini düşünüyorlar. Yani bizler gibi esir olmak yerine, zamana sahip olmak istiyorlar.

 

 

 

 

 

Kronik bağımlılıklar...

Kristal Çocuklar, anne ve babalarına ve de diğer aile bireylerine çok bağlılar, ayrı kalmaktan hoşlanmıyorlar. Yetişkinlerin onları okşamalarına, teselli etmelerine bağımlılar, bu noktada başkalarının kendilerini anlamayacağı endişesindeler. Öte yandan onlardan ayrı kalınca, bir daha göremeyecekleri korkusunu da taşıyorlar. Bunun daha bilimsel bir tanımı, acıdan kaçmak şeklinde...

Öneriler...

Onların sağ beyinli yani görsel olduklarını unutmayın, sözel değil, görsel yöntemlerle eğitin. Hiçbir konuda zorlamayın, açıklamalarda bulunun. Onlara bağlanın yani sık sık beraber olun ve dokunun. Hayvanları örnek gösterin; "Bak köpek seni izliyor..." gibi. Kuralcı olmayın, dürüst olun ve onlara kendileri olma özgürlüğünü verin. Siz kendinize iyi bakın, temiz, bakımlı ve etkili olun. Onları asla küçümsemeyin, arkadaş gibi ilişki kurun. Sesinizi melodik biçimde yani tonlayarak kullanın. Meraklarını giderin, öğrenin ve öğretin. Dikkatinizi verin, onları ihmal etmeyin, yalan söylemeyin. Sabırlı, tutarlı ve gerçekçi olun, onlara süreklilik sağlayın. Siz ne düşünürseniz onlar öyle olacaklardır, onları negatif tanımlamalarla tanımlamayın, onlardan da birşeyler öğrenebilirsiniz. Onların imgelerine yani canladırmalarına veya hayallerine katılın. Onlara enerji yardımı yapın. Mümkünse meditasyon ve yoga öğretin. Onları tartışmasız sevin. Onlara kendi negatif, ayrımcı, bölücü, fanatik, tutucu, geleneksel ve zarar verici düşüncelerinizi aşılamayın. Çünkü geçmişte ve şu anda hiçbir konuda haklı ve başarılı değilsiniz...

Kristal Çocuklar diyorlar ki...

İnsanlara yardım edelim. (6 yaşında) - Evrende herkese iyi yaşam, sevgi ve iyi yiyecekler diliyorum. Benle oynayın ve bana okuyun. (6 yaşında) - Meleklerimden ışıklı rüyalar istiyorum. (3 yaşında) - Herkes öldükten sonra yine geri geleceğini bilmeli. (7 yaşında) - Duvarlara üzerinde "Mutlu ol" yazan tabelalar asalım. (5 yaşında)

Sonuç...

Kristal Çocuklar, şu anlarda en çok 10 yaşında olan ve İndigo Çocuklar'dan sonra gelen çocuklardır. Bizlere insanlığın nereye gideceğini gösteriyorlar. Onlar İndigolar gibi tartışmacı, öfkeli ve savaşçı değiller, daha sakin, mutlu ve affediciler. Kristal Çocuklar, şu anlarda 25 yaşlarda olan İndigolar'ın açtıkları yenilenmiş dünyanın insanları olacaklar. Ve hiç unutmamalıyız ki, dünyayı bu hale getiren bizleriz yani yetişkinler. Birçok şey için artık yapacak bir şeyimiz yok ve tek umudumuz çocuklarımız, onları kendi fanatik düşüncelerimiz için, sapkınlıklarımız için bozmamalı, saf ve doğal kalmalarına özen göstermeliyiz. Çok iyi bilmeliyiz ki, geçmişte tüm yaptıklarımız, iyi örnekler olsa dahi kötü ve bağışlanmazdır. Eğer çocuklarımıza dikkat eder ve onlara iyi bakarsak hem geleceğimizi kurtarabilir hem de onların istediği gibi çok daha güzel bir dünyayı oluşturmalarına yardım etmş olabiliriz.

 

 

 

 

 

Yeni Çağın Çocukları

İndigo Çocuklar

 

İlk olarak 1982 yılında Nancy Ann Tappe “Yaşamınızı Renk Yoluyla Anlama” kitabında İndigo kavramından bahsetti. Çocukların davranış kalıpları ilk kez bu kitapta tanımlandı. Doğruluğu ise yaşayan birçok kişi tarafından onaylandı. Bu kitap sayesinde “indigo çocuk” kavramı gündeme alındı.

1986 yılında da danışman ve konuşmacı Lee Carroll ve Jan Tober ‘İndigo Child-The New Kids Have Arrived’ isimli kitaplarında bu çocukları anlattı. Kitabı yazma nedenlerini ise şöyle açıklıyorlar:

“Biz anne-babalardan yeni bir sorun türünü işitmeye başlamıştık. Zor ve garip yapıdaydılar. Onlar yetişkin ve çocuk rollerinde beklenmedik davranışlar gösteriyor ve kendi kuşağımızın deneyimlerine aykırı bir yer değiştirmeyi temsil ediyordu. Aynı şeyi uzmanlar da kendi aralarında konuşmaya başlamıştı. Sorunlu anne-babalar artık ne yapacağını şaşırmış durumdaydı. Bu çocukları incelemeye aldık. Çünkü anlaşılmaya ihtiyaçları vardı. Anlaşıldıkları takdirde de geleceğin en etkili bireyleri olacaklardı.”

İndigo çocukları tanımı her yeni çağ web sitesinde değişik tanıma sahiptir. Fakat tipik olarak herkesin inandığı, bu çocukların diğerlerinden daha akıllı oldukları, otoriteye karşı çıktıkları ve bazen altıncı hislerinin çok kuvvetli olduğu.İndigo çocuklar hakkında birbirine benzeyen değişik tanımlamalar var. Genel ve kesin bir tanımlama getirilemiyor. Çünkü, tıp dünyası bu çocukların var olduğunu kabul etmiyor. Bu tarz çocuklar için tek bir tanımlama var. O da hiperaktif. Fakat, İndigo çocuklara sahip ailelerin çocukları hiper aktiflikten uzak.

Bazı uzman hekimler ve psikiyatrlar İndigo çocuklar tanımına inanmıyor. Örneğin Katılımcı sosyal danışman Lorie Anderson, manik depresif, otistik, dikkat eksikliği, hiperaktivite problemi olan çocukların ailelerinin bu tabir altında yanlış yönlendirilerek bazı kişilerin parasal yararlar sağlamaya çalıştığını söylüyor. Ayrıca bu çocukların ruhsal, akli ve nörolojik bozukluklarını tedavi ettirmeyerek ailelerin çocuklarına acayip bir doğaüstü kimlik kazandırmaya çalıştığını ve bunun çok tehlikeli olduğunu da sözlerine ekliyor.

Eyvah çocuğum bir 'İndigo'

Eğer çocuğunuz normal çocuklar gibi davranmıyor, gün geçtikçe aranızdaki uçurum fazlalaşıyor, siz sinir küpü oluyorsanız ona bakışınızı değiştirin. Çünkü o henüz tanım konamayan “indigo” çocuklardan birisi olabilir.

Çocukların yaramaz olması, söz dinlememesi yaygın ve kabul gören bir durumdur. Fakat düz duvara tırmanıyor, bir koltuktan diğerine uçarak gidiyor, yaşından önce konuşuyor, kendisine ‘çocuk’ muamelesi yapılmasına kızıyorsa hem aileler hem de doktorlar tarafından ‘hiperaktif’ olduğu varsayılır. Oysa ki aşırı yaramaz, yaşından beklenmeyecek kadar zeki ve ailesiyle kavga edecek kadar uyumsuz bir çocuksa o belki de bir ‘indigo’dur.

 

Tarafından Boyalı Akiane Kramarik

 

 

Nereden çıktı bu İndigo'lar?

Onlar bizim bildiğimiz tarzda çocuklar değil. Anne-babalardan çocuklarına geçerek nesilden nesile aktarılan klasik eğitim tarzını kesinlikle reddediyor. Kendi yöntemlerinizle bir şeyler yaptırmanız neredeyse imkansız. Saygı duymak ve görmek istiyor. Hiçbir zaman bebek muamelesi yapılmasından hoşlanmıyor. Çok küçük yaşlarda bile onlarla her şeyi konuşmanız gerekiyor. Duygusal sömürüye hiç gelemiyor. Onlar için her durum karşısında değişmeyen sevgi belirtileri çok önemli.

 

Bakışları, olaylar karşısındaki duruşları çok net ve keskin. Algıları ve sezgileri yüksek. Enerjileri çok fazla. Uzmanların bir kısmı hiperaktif teşhisi koysa da hem kendileri hem de aileleri bunu kabul etmiyor. Çünkü onlarda öğrenme problemi, dikkat eksikliği görülmüyor. Herhangi bir bilgiyi öğrenmesi için yapmanız gereken tek şey; mantıklı açıklamalarla bunun gerekliliğini anlatmak. İndigo çocukları araştıran kişilere göre de bırakın öğrenme bozukluğunu 21. yüzyılın kurtarıcısı olabilme potansiyeline sahipler. Sosyal ilişkileri ise güçlü.

 

Tanımlar arasındaki farklılıklar

Tanımlar arasında farklılıklar olsa da genel anlamda İndigo çocuk; “bir dizi olağandışı psikolojik nitelik sergileyen, daha önce belgelenmemiş bir davranış biçimi gösterip özel davranış şekilleriyle muamele gerektiren ve klasik eğitim düzenini yıkmayı amaçladıklarına inanılan çocuklar” olarak tanımlanıyor.

Doktorlara göre İndigo çocuk yok

İndigo çocuklar başta ABD olmak üzere gelişmiş ülkelerde bir hastalık tanısı konulmasa da kabul ediliyor, biliniyor, araştırmalar yapılıyor. Birçok doktor da hiperaktiflikten farklı bir tanımı olduğunu biliyor. Bu tarz çocuklar için özel eğitim programları yapılıyor. Türkiye’de ise durum daha farklı. Uzmanlar İndigo çocukları kabul etmiyor. Bu tip çocuklar aslında sorunlu çocuklar değil. Fakat doğru davranılmadığı takdirde sorunlu hale geliyor; çoğunlukla da DES (Dikkat eksikliği) ya da DEHS (Dikkat eksikliği-hiperaktif) tanısı konuluyor. Aşırı huysuzluk ve uyumsuzluk gösterdiği için de ritalin adı verilen uyuşturucu ilaçlar veriliyor. Ritalin ise, çocuğu daha sakin, olgun ve dengeli yapıyor ama gerçekten büyümeyi ve ona eşlik eden bilgeliği erteliyor.

 

İndigo Çocukların ortak özellikleri

1- Onlar dünyaya bir asalet duygusuyla gelir ve çoğunlukla da öyle davranırlar.

2- Burada olmayı hak ettiklerini hisseder ve başkalarının bu hissi paylaşmadıklarını görünce çok şaşırırlar.

3- Kendi değerlerini iyi bilirler.

4- Mutlak otorite karşısında zorluk yaşarlar.

5- Ritüel- yönelimli ve yaratıcı düşünce gerektirmeyen sistemlerde düş kırıklığı yaşarlar.

6- Çoğunlukla, evde ve okulda işleri yapmanın daha iyi yollarını görürler, bu da onların " sistem yıkıcılar"( herhangi

bir sisteme uyum sağlayamayanlar) gibi görünmelerine neden olur.

7- Suçluluk duygusu verilerek disipline sokulmaya karşılık vermeyeceklerdir.

8- İhtiyaçlarını bildirmekten çekinmezler.

 

 

 

 

KRİSTAL ÇOCUKLAR

 

Yeni Çağın Çocukları

Kristal Çocuklar

Ezoterik Tradisyonlar, Yeni Çağcılar 1998-2012 arasında büyük bir değişim yaşanacağını iddia ediyorlar. Bu değişimi başarıyla gerçekleştirenler kolektif şuur dönüşümünü yaşamış ve başarmış olarak müjdelenen Yeni Çağın öncüleri olacaklar; günlük yaşamımızın içinde kristal enerjiyi çocuk saflığında kullanan büyükler olduğu gibi bu dönem içinde bir başka gezegene gitmişiz etkisi uyandıran yüksek zekalı çocukların doğduğuna da tanık olacağız. Aslında şu anda da oluyoruz zaten. Bu yüksek zekalı çocuklar İndigo'ların ardından gelen Kristal Çocuklar.

Kristal Çocukları nasıl tanıyacağız?

İlk bakacağımız yer onların gözleridir, iri, derin, anlam dolu ve her şeyi anlıyormuş gibi bakan gözlere sahipler. Mutluluk ve sevinç dağıtıyorlar, yargısızlar. Kristal Çocuklar büyükleri olan İndigo Çocuklardan epey farklıdırlar. İndigo'ların ruhları savaşçıdır, amaçları eski düşünceleri yani önceki eğitim, yönetim ve yasal sistemleri yenilemek ve değiştirmektir. Onlar başkaldırıyı severler. Kristal çocuklar ise daha yumuşak, bilgeliğe daha yakın ve şefkatlidirler. Dünyayı ve çevrelerini tanır ve keşfederken kendilerine güvenmekte, sevmekte ve eğlenmektedirler. Araştırmaktan ve keşfetmekten büyük zevk alırlar... Ayrıca çok neşelidirler, bulundukları ortama neşe ve sevinç katarlar…

Kristal Çocukların özellikleri

-1995’li yıllardan sonra doğmaya başlamışlardır,

-Derin, anlamlı ve araştırmacı bakan gözleri vardır,

-Doğal yapılarında manyetik bir gücün çekim etkisi vardır,

-Çok sevecen,neşeli ve eğlencelidirler,

-Şefkatli, duyarlı ve iletişime açık çocuklardır,

-Müziği ve sanatı çok severler,

-Yaratıcılıkları yüksektir,

-Telepattırlar, düşündüğünüzü ve gerçek niyetinizi hissederler,

-Konuşmaya başlayınca geçmiş yaşam anılarını anlatmaya ve sizi haylice şaşırtmaya adaydırlar,

-Doğal beslenmeyi çok severleri,

-Her konuda denge ararlar, denge duyguları mükemmeldir,

-Zihinsel iletişim yetenekleri yüzünden geç konuşabilirler, yüksek algıların nedeniyle zaten pek çok şeyi

hissetmektedirler.

-Yüksek seslerden, gürültüden, kalabalık içinde bulunmaktan, çok sıcak veya soğuk ortamlardan, dağınıklık ve

düzensizlikten hiç hoşlanmazlar.

-Kristal Çocuklar yüksek enerjiye sahipler, uyurken bir şey kaçırmak istemediklerinden uykuyu pek sevmezler.

-Kristal Çocuklar, bizim zaman anlayışımızı değil, kendi iç zamanlarını kullandıkları için zaman anlayışımız birbirine pek

uymayabilir.

Psişik Duyarlılık

Psişik Yetenekleri ve Psişik Duyarlılıkları hayli yüksek olan ve Kristal çocuklar olarak tanımlanan bu çocuklar ilk yedi çakrası aktive olarak gelmiş çocuklardır. Ve bu çocuklar, bilgi çağının getirdiği avantajlarla, uyaranlarının daha fazla olması nedeniyle daha çabuk öğrenme ve hatırlama kapasitesine sahiptirler. Ama burada önemli bir noktanın altını çizmek gerekiyor: İçinde bulunduğumuz çağ nedeniyle de, bu çocuklar daha donanımlı geliyorlar. Kısaca, daha yüksek potansiyelde doğuyorlar ama bu potansiyeli yaşama geçirebilmeleri, bulundukları koşullara ve aile eğitimlerine bağlı. Farkındalık yolunda çok hızlı da yürüyebilirler veya bizim anlayışsızlığımız nedeniyle bir yerde takılı da kalabilirler.

 

 

 

 

 

 

Doğum Haritası

İndigo ve Kristal Çocukları daha iyi anlamak için öncelikle onların doğum haritalarını çıkarttırmak faydalı olabilir çünkü sık sık metafizik konulardan, Tanrı’dan, meleklerden, dualardan, öte alemden söz edebilen bu küçük filozoflarla baş edebilmek için sizin de kalkanlarınız olmalı. Öyle değil mi! Çünkü onların psişik yetenekleri vardır, örneğin psikokinezi yapabilirler yani bazı küçük eşyaları düşünceleriyle hareket ettirebilirler. Anne veya babalarına onların ilk anne ve babaları olmadıklarını hatta daha ileri gidip daha önce başka yerde yaşadıklarını söyleyen Kristal Çocuklar da vardır. Elektronik araçları etkileyen Kristal Çocuklar da izlenmektedir. Onların telepatik yeteneklerine çok dikkat edilmelidir, anne ve babalarına veya diğer yakınlarına bazen o etkileyici ve derin gözleriyle uzun uzun bakmalarıyla ünlüdürler. Eğer iyi gözlenirse birçok Kristal Çocuğun annesinin isteklerini sözel aktarım olmadan yaptıkları izlenebilir. Bu yeteneklerin sergilenmesindeki amaç, insanlığın doğal yeteneklerinin büyüklere hatırlanması şeklinde yorumlansa bile bu küçük filozof-bilgelerle ya da büyüklerin deyimiyle çok bilmişlerle baş etmek için sizin öncelikle tercih edeceğiniz donanımlara bir an önce sahip olmaya çalışmanızda yarar vardır.

Dikkat edilecek noktalar

Kristal Çocuklarla ilgili yazı yazan İnternet sitelerinde yayınlanan Danışman psikolog ve terapist Doreen Virtue önerilerine kısaca bir göz gezdirebiliriz. Dilerseniz İndigo veya Kristal Çocuk yazıp bu konuda daha aktif sitelere de danışabilir, yüreğinizin ve aklınızın sesini dinleyerek, çocuğunuzla ilgili yanılgıya düşmemek için tıp desteğini de asla göz ardı etmeden iletişim kurabilirsiniz.

* Onların görsel olduklarını unutmayın, sözel değil, görsel yöntemlerle eğitin,

* Hiçbir konuda zorlamayın, açıklamalarda bulunun,

* Onlara bağlanın yani sık sık beraber olun ve dokunun,

* Hayvanları örnek gösterin; “Bak köpek seni izliyor...” gibi,

* Kuralcı olmayın, dürüst olun ve onlara kendileri olma özgürlüğünü verin,

* Siz kendinize iyi bakın, temiz, bakımlı ve etkili olun,

* Onları asla küçümsemeyin, arkadaş gibi ilişki kurun,

* Sesinizi melodik biçimde yani tonlayarak kullanın,

* Meraklarını giderin, öğrenin ve öğretin,

* Dikkatinizi verin, onları ihmal etmeyin, yalan söylemeyin,

* Sabırlı, tutarlı ve gerçekçi olun, onlara süreklilik sağlayın,

* Siz ne düşünürseniz onlar öyle olacaklardır, onları negatif tanımlamalarla tanımlamayın, onlardan da bir şeyler

öğrenebilirsiniz,

* Onların imgelerine yani canlandırmalarına veya hayallerine katılın,

* Onlara enerji yardımı yapın. Mümkünse meditasyon ve yoga öğretin,

* Onları tartışmasız sevin.

* Onlara kendi negatif, ayrımcı, bölücü, fanatik, tutucu, geleneksel ve zarar verici düşüncelerinizi aşılamayın.

Çünkü geçmişte ve şu anda hiçbir konuda haklı ve başarılı değilsiniz...

Kristal Titreşimi Taşıyan Büyükler

Kristal Çocuklar konusunda yalnız onlardan söz etmek yeterli değildir. Bizler de bundan sonraki yıllarda Kristal Titreşimi taşıyan yetişkinler olarak yeni bir bakış açısı ile yaşama şansını elde ederken sessizce doğan Kristal Doğuşlara da tanık olmaya devam edeceğiz. Kristal Çocuklardan söz ederken, bu yetenekleri taşıyan Kristal Büyükleri unutmamalıyız. Kristal büyükler de bundan böyle saklandıkları yerden çıkacaklar ve öykülerini dünya ile paylaşmak isteyecekler. Ayrıca, son zamanlarda içinden geçmiş olduğunuz enerjideki değişimler nedeni ile, çoğumuz alışkın olmadığımız bu niteliklerden bazılarını geliştirmeye başladık bile. Bireysel Gelişime önem verenler her birimizin içindeki Kristal Çocuğun Uyanışını rahatlıkla gözlemliyorlar. Dün yaptıklarını bugün yapmadıklarını izleyip, şaşkınlıkla; “bu yanım değişmez sanırdım, ne de kolay değişmişim” demekteler. Bu yetişkinler ve çocuklar gelmeye devam ederken ve güçlerini kullanırken,bu tüm insanlıkta bu yetenekleri uyandıracaklar. Bu kolektif ve mucizevi bir uyanış hali.

Halk masallarımızdaki ünlü Keloğlan öykülerini bilmeyen yoktur. Bu tanımlar yapılmadan önce de Anadolu insanı kendi halk kahramanlarında ve halk masallarında o kendine has ruhsal ve özgün yanını yaşamayı ve yaşatmayı bildi. Kuantum fiziğinin ‘sende haklısın sen de’ küresel mantığıyla birebir örtüşen Nasreddin Hoca fıkralarımızdan başka Kristal Çocuk ya da Büyük olmaya en güzel örnekleri Keloğlan masalları ve deyişleri verir:

 

 

 

Boriska

 

 

Mars'tan gelen çocuk Indigo'nun kehanetleri

Boriska, Mars'tan gelen Indigo oglan, 2010 'da çok büyük felaketler olacagini kehanet ediyor Oglan, geçmis yasaminda yedi metre boyunda Marsli bir varlik oldugunu söylüyor

Rusya'nin Volgograd bölgesinde, Volzhsky kasabasinda olagandisi bir oglan bebegi dogdu. Annesi Nadezhda Kipriyanovich oglunu güzel bir sabah dogurdu. "O kadar hizli bir dogum oldu ki, herhangi bir agri hissetmedim. Bana bebegi gösterdikleri zaman, oglan bana yetiskin birinin bakislari ile bakiyordu. Bir çocuk doktoru olarak yeni dogan bebeklerin herhangi bir seye bakmak için konsantre olamadiklarini biliyorum. Ancak, küçük bebegim bana büyük kahverengi gözleri ile bakiyordu. Bunlari bir kenara birakirsak, tüm diger çocuklar gibi olagan küçük bir bebekti" diyor annesi.

 

Anne ve oglu hastaneden eve döndükleri zaman, kadin küçük oglu ile ilgili çok tuhaf seyler fark etmeye basladi. Annesinin Boris adini verdigi oglan aglamiyordu ve hastaliklara yakalanmiyordu. Tüm diger çocuklar gibi büyüyordu, ama sekizinci ayinda bütün cümleleri söylemeye basladi. Anne babasi çocuga model parçalar verdi ve oglan bunlardan geometrik dogru figürler yapmaya basladi, farkli parçalari kesin dogrulukla bir araya getiriyordu. "Ona yabancilar gibi geldigimiz konusunda çok tuhaf hissediyordum, temas kurmaya çalisiyordu" diyor oglanin annesi.

 

 

Boris veya Boriska, anne babasi onu sevgiyle çagirdiklari zaman, ikisine dönüp resimler çizmeye basliyordu, bunlar önce soyut görünüyordu: mavi ve mor renklerin karisimi idi. Psikologlar resimleri inceledikleri zaman, oglanin muhtemelen insanlarin auralarini çizmeye çalistigini söylediler. Boris anne babasina Evreni anlatmaya basladiginda üç yasinda bile degildi.

 

 

"Günes sisteminin tüm gezegenlerinin isimlerini söyleyebiliyordu, uydularinin isimlerini bile. Bana galaksilerin sayilarini ve isimlerini anlatiyordu. Önce bunun çok korkutucu buluyordum, ama sonra bu isimlerin gerçekten var olup olmadigini kontrol etmeye karar verdim. Astronomi ile ilgili bazi kitaplar aldim ve oglumun bu bilim ile ilgili bu kadar çok sey bildigini görmem beni sok etti" dedi Nadezhda.

Bebek - astronom ile ilgili dedikodular kasabada isik hizindan hizli yayilmaya basladi. Oglan bölgenin ünlüsü oldu: insanlar çocuk ile ilgili çok merakli idiler, herkes onun nasil bu kadar çok sey bilebildigini ögrenmek istiyordu. Boriska dünya disi uygarliklardan gelen ziyaretçilerini, üç metre boyundaki insanlarin kadim irkinin varligini, gelecek iklim ve küresel degisimleri anlatmaya istekliydi. Herkes küçük oglani büyük ilgiyle dinliyordu, ama insanlar bu hikayelere inanmiyorlardi.

 

 

Anne baba güvende olmak için çocuklarini vaftiz etmeye karar verdiler: bebeklerinde yanlis bir sey oldugunu düsünmeye baslamislardi. Hemen ardindan Boriska insanlara onlarin günahlarini anlatmaya basladi. Sokakta bir delikanli ile karsilasinca, hap kullanmayi birakmasini söylüyordu; yetiskin adamlara eslerini aldatmalarini birakmalarini söylüyordu, vs. Küçük kahin insanlari gelmekte olan sikintilar ve hastaliklara karsi uyariyordu, bunlar oglanin anne babasi için olumsuz bir söhret yaratiyordu.

 

Nadezhda daha sonra oglunun ciddi felaketlerden hemen önce kötü hissettigini fark etti. "Kursk denizatlisi battigi zaman, her yeri agriyordu. Beslan'daki rehine krizi sirasinda istirap çekti, o korkunç saldiri günlerinde okula gitmeyi reddetti."

 

Beslan krizi sirasindaki hislerini sordugu zaman, Boris içinin yandigini söyledi: "Sanki içimde bir ates yaniyordu. Beslan'daki hikayenin korkunç bir son ile bitecegini biliyordum" dedi oglan.

Oglan Rusya'nin gelecegi ile ilgili oldukça iyimser: "Ülkedeki durum gittikçe düzelecek. Ancak, Dünya gezegeni iki çok tehlikeli yili deneyimleyecek - 2010 ve 2013. Bu felaketler su ile iliskili olacak" dedi Boriska.

 

 

 

Boriska o yilin yazinda Rus bilim adamlarinin dikkatini çekti. Rus Bilimler Akademisi'nin Dünya Manyetizmi ve Radyo - dalgalari Enstitüsünün uzmanlari oglanin aurasinin fotografini çektiler, aurasinin olaganüstü güçlü oldugu ortaya çikti.

 

 

Profesör Vladislav Lugovenko "Turuncu spektrograma sahip, bu onun güçlü zekaya sahip neseli bir kisi oldugu anlamian geliyor" dedi. "Insan beyninin iki temel hafiza tipine sahip oldugu ile ilgili bir teori var: çalisma ve uzaktan hafiza. Insan beyninin en dikkate deger yeteneklerinden biri deneyim, duygular ve düsünceler ile ilgili hem içten hem de distan bilgi saklama yetenegidir, Evrenin tek bilgisel uzayi. O alandan bilgi çekebilen bazi essiz bireyler var. Benim fikrime göre, her insan varligi enerji kanallari vasitasi ile uzayla baglantilidir."

Lugovenko'ya göre, bu prosedürü çok kolaylastiran özel cihazlarin yardimi ile insanlarin duyular disi niteliklerini ölçmek mümkündür. Tüm dünyadaki modern bilim adamlari fenomen çocuklarin gizem perdesini kaldirmak için genis arastirmalar yapiyorlar. Son yirmi yilda dünyanin tüm yerlesim olan kitalarinda essiz niteliklere sahip olan insanlar dogdu. bilim adamlari böyle çocuklara "indigo çocuklar" diyor.

Vladislav Lugovenko "Boriska bunlardan biri. Görünüse göre, indigo çocuklarin dünyamizi degistirme özel misyonlari var. Onlardan çogu degistirilmis DNA spirallerine sahip, bu onlara inanilmaz güçlü bagisiklik sistemi sagliyor, AIDS'i bile yenebiliyorlar. Böyle çocuklari Çin, Hindistan, Vietnam'da gördüm. Uygarligimizin gelecegini degistireceklerinden eminim." dedi.

 

 

Dünyanin öncü uzay birimleri Mars gezegeninde yasam izleri bulmaya çalisirken, sekiz - yasindaki Boriska anne babasina ve arkadaslarina Mars uygarligi ile ilgili bildigi her seyi anlatiyor. Boriska geçmis yasamini hatirliyor. Uzmanlar gerçekte bilemeyecegi bilgilere sahip oldugunu söylüyorlar. Bir Rus gazeteci son zamanlarda essiz bilgisi ve deneyim ile ilgili oglan ile konustu.

 

 

 

- Boriska, buradaki insanlarin söyledigi gibi gerçekten Mars'ta yasadin mi?

 

- Evet, yasadim, bu dogru. O zamani hatirliyorum, 14 veya 15 yasinda idim. Marslilar her zaman savasiyorlardi, sik sik arkadasimla birlikte hava baskinlarina katilmak zorunda kaliyordum. Zamanda yolculuk yapabiliyorduk ve yuvarlak uzay gemilerinde uçuyorduk, ama Dünya gezegenindeki yasami üçgen gemilerde gözlüyorduk. Mars uzay gemileri çok karmasiktir. Katmanlidir ve Evren boyunca uçabilir.

 

- Su anda Mars'ta yasam var mi?

 

- Evet, var, ama gezegen küresel bir felaket sonucu atmosferini yillar önce kaybetti. Ama Marsli insanlar yeraltinda hala yasiyorlar. Karbonik gaz soluyorlar.

 

- Marsli insanlar nasil görünüyorlar?

 

- Çok uzunlar, yedi metreden uzun. Inanilmaz niteliklere sahipler.

"Oglumuzu ufolog, astronom ve tarihçiler dahil çesitli bilim adamlarina gösterdigimiz zaman, hepsi tüm bu hikayelerin uydurulmasinin imkansiz oldugunu kabul etti. Onun söyledigi yabanci lisanlar ve bilimsel terimler genellikle bu veya o özel bilimi inceleyen uzmanlar tarafindan kullaniliyor." Diyor Boriska'nin annesi.

Geleneksel tip doktorlari oglanin olagandisi yeteneklerini kabul ediyorlar, süphesiz onun geçmis yasaminda Mars'ta yasadigini söylemiyorlar.

 

 

 

 

 

Mattie Stepanek

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kristal çocuklar

Paul Codde

Çeviri : Rukiye Cigli

 

 

Kristal çocuklar cok hedef farkinda

ve dinlemek isteyen herkes icin

sade bir dille anlatmak, amaclarinin ne oldugunu

yani insanliga geri kosulsuz sevgi vererek,

ve dünya barisi getirmek

Biz onlarin bakicisi olarak,

onlarin amaclarida yardimci olmak icin sorumluluk tasiyoruz

ve onlara kim olduklari icin saygi duymak,

buraya ne yapmaya geldikleri icin,

Kristal çocuklari beraberinde bilincli hatiralar tasiyolar,

bir bilgelik….yuz yillar hakkinda bilgi

ve bize “bilmenin”, bedava ve hic birsey karsiliginda sunuyorlar

Biz onunla ne yapacagiz?

Onlarin mesajlarini duyuyormuyuz,

ve biz “asirlik bilmeyi” uyguluyormuyuz hatat ? hayat

Cevremizde ve dunyamizda?....

Veya bilincsiz kalmayimi tercih ediyoruz

parca parca, bir biri ardina kapilari çocuklarimizi kapatmakla?

Bizim çocuklarimiz bizim gelecegimiz.

Ve: çocuklarimizin icindeki gelecek,

Bize guclu bir degisim getirmek icin

insanlik icin daha iyi olan-

sadece bize soylemek istediklerini dinlemek istersek!...

Biz o nedenle cocuklara saygi duyalim, bagrimiza basalim…

mümkünler icin acik olalim

onlarin bazen bizden daha cok sey bildikleri,

gercek mumkunlukler icin acik olalim

engel olmayalim,

sadecec biz anlamadigimiz icin,

Onun yerine gelin buna acik olalim…

çocuklarimizdaki mucizevi yetenekleri

Korkmak icin hic bir sebeb yok!

Onlarin hala cok yetenekli olmasina ragmen, bizim çocuklarimiz,

ve sonucda mesajlarinin icerigi yeni degil-

sadece mucizevi seyler

bir cogumuzun unutmus oldugu,

Ayrica, Isa dunyaya geri gelmis olursa,

Emin misin onu taniyacagina?

Veya bu zamandaki Farisiler, bu sefer demi,

onu ikinci defa carmiga gerecekler

bunu yapmak icin yoldalar

Her neyse bay Antoine de Saint Exupéry

kucuk prens döndü

ve simdi biz coguz!...

Bunu demek istedim

 

 

 

 

 

 

Küçük prens

Antoine de Saint Exupéry